Emzirme Reformu

Emzirme Reformu diye bir hareket var. Bu hareketi desteklememiz gerekiyor. Bunun için emziriyor olmaya gerek yok. Anne sütüyle büyümüşler, emzirenler, babalar, çalışan kadınlar, kısacası herkesin emzirmeyle, anne sütüyle bir ilgisi var. Anne sütüyle beslenen sağlıklı nesiller için, bu neslin rahatça yetişebilmesini sağlamak için bu hareketi desteklemek lazım. Dikkate değer!

http://www.emzirmereformu.com

Emzirme Reformu Gerekli! kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Siz Ne Kadar Erkeksiniz??

Kadınlar!

Bu kahrolası kadınların ne istediğini esprili bir dille anlatan salak yazıları kim yazıyor? Erkekler tabii. En ağzı laf yapanı da karısı boşamış, o kadar güvenilir..

Peki gerçekten ne istiyoruz? Romantizm? Duygusallık? Aşk? Hiçbiri.

Kafamızda bize öğretilen erkek imajının bir miktar yaklaşığını sadece. Biz kadınlar programlanarak yetiştirildiğimiz için birçok şeyi bir arada düşünüp yapabiliyoruz. Marifet değil tabii, yapıyoruz sadece, mecburuz.

Mesela ben kızım kucağımdayken, ütü yapabiliyorum, biberonda mama hazırlayabiliyorum, sürahiye su doldurabiliyorum, yemek yiyebiliyorum. Hatta bir keresinde yine kızım kucağımdayken, oğlumun kakasını da yaptırdığım gün oldu. Bunlar beceri gibi algılanmasın, tamamen zorunluluktan. Yoksa bayılmıyorum koluma kramp girerken eğilip kıç yıkamaya ya da bu sıcakta bi elimde ağırlık diğer elimle ütü yapmaya…

Bunlar bir şey değil. Asıl dert kadın olmak. Siz hiç “Yahu Ayşe pek pis kadındır ama çok iyi bir annedir!” diyen duydunuz mu? Ya da “Perihan yatakta facia ama mükemmel karnıyarık yapıyor.” diyen birini? Duymamışsınızdır. Çünkü bir erkeğe göre iyi kadın, arkadaşlarını tertemiz bir ev ve dolu bir masayla ağırlayabilen, çocuklarının tüm işini yapabilen, para kazanıp eve katkıda bulunabilen ve her istediğinde sevişen bir kadındır! Peki öyle bir kadın var mı? :)) İşte asıl noktaya geldik.. Yok. Öyle bir kadın yok. Peki böyle bir kadın olmadığını bilen bir erkek var mı? Varsa da kesin eşcinseldir!

Şimdi, kadın ne istiyor dedik.. Öyle atla deve değil aslında;

Kadın, aşk için sevişmek istiyor, her seferinde ilk gibi, her seferinde gizli gibi, mahrem gibi olsun istiyor. Özel olsun, her anı ayrı hatırlansın istiyor. 2 dakika da sürse kulağına yarım saat güzel sözler fısıldansın istiyor.

Kan ter içinde yemek pişirdiğinde -hem de mutfağı batırmadan- karşılığında yalan da olsa “Bu yediğim en harika yemek!” denmesini istiyor.

Tüm gününü heba edip ev temizledğinde, kocası gelsin “Ev mis gibi olmuş, gel bir yorgunluk kahvesi içelim..” desin istiyor, kahveyi kadın yapsa da olur, emin olun..

Kadının bir yeri ağrıdığında, erkekler gibi nazlanabilsin, bire bin katsın istiyor..

Eğer kadının yapabileceği, elinden gelen hiçbir şey yoksa, para sıkıntısını zırt pırt kadına aksettirmesin istiyor.

Evde bir şey bozulduğunda, evin kahramanı -bu erkeğimiz oluyor- tornavidası, çivisiyle 2 dakikada yenisi gibi yapsın, kullanılır hale getirsin istiyor.

Dolapta domatesin, peynirin bittiğini kadın söylemeden anlasın istiyor.

Kadın fikrinin alınmasını istiyor.

Kadın bir şey başardığında erkek onu takdir etsin, tebrik etsin istiyor. Arkadaşlarına güzel karısının başarılarını anlatsın, kendisiyle gurur duyabilecek kadar egosunu yensin istiyor.

Kadın arasıra dertleşmek istiyor, 2 damla gözyaşını dökerken hayat arkadaşı elini tutsun, sırtını patpatlasın istiyor.

Zayıf noktalarına, zaaflarına en aciz olduğu zamanlarda yüklenilmesin, bazen bazı şeyler sineye çekilsin, gönül kırılmasın istiyor.

Doğumgünü, yılbaşı, yıldönümü gibi günlerde erkek ona sarılıp “Bana en güzel hediye sensin.” desin istiyor.

Kadın 9 ayın sonunda yırtıla kanaya çocuk doğurduğunda erkek onunla gurur duysun, kuru bir teşekkür etsin istiyor.

Bazen söylemeden anlaşılmak istiyor kadın, sussa da, anlatmasa da “Yanındayım.” bakışı istiyor.

İşyerinde masasına aile resmini koysun istiyor.

Kadın ona bir not yazdığında, özel bir yerde bunu sonsuza de saklasın istiyor.

Kadınına hediye almasa da olur, 2 satır karalasın, abuk subuk da olsa içinden gelen 2 satır bir şey yazsın istiyor.

Kadının ihtiyacı olup da alamadığını kendisine de nezaketen almasın istiyor.

Küfretmeden, kabalaşmadan konuşulsun, sesler yükselmesin istiyor.

Başkalarının yanında kadınına her dediğini yaptırıp çenesini kapatan aile reisi horoz rolüne bürünmesin istiyor.

Telefonda asker arkadaşı gibi konuşmasın, nezaketten ayrılmasın istiyor.

Vazgeçilmez olmadığınızı bilin istiyoruz, zira bize bunu çok güzel öğrettiniz!

Ev, araba, para, pul, yüzük istemiyor kadın.. En azından her kadın istemiyor. Biraz anlayış, yardım, paylaşım istiyor. Bazen abi, bazen baba gibi ilgi istiyor..

Erkek tarafından en çirkin haliyle bile beğenilmek istiyor, kadının onu 5 günlük sakalla yakışıklı bulabilmesi gibi..

Ve hatırlatmalıyım beyler.. Bu saydıklarımın hiçbiri parayla yapılacak şeyler değil.. Hepsi sadece biraz his, biraz şefkat, merhamet ve adaletle olabilecek şeyler.

Birçok erkek, erkekliği kabalıkla ilişkilendiriyor. Küfür ederken, oranızı buranızı uluorta kaşırken, hesabı öderken, “gool” diye bağırırken, geğirip osururken, boşalırken, araba kullanıp duvara çivi çakarken ne kadar da erkek oluveriyorsunuz! Oysa biz kadınlar bunu böyle algılamıyoruz.

BİR KADINA, KADINLIĞINI NE KADAR HİSSETTİRİYORSANIZ, O KADAR ERKEKSİNİZ GÖZÜMÜZDE..

Şimdi bir durup düşünün, buna göre siz ne kadar erkeksiniz??

kadın-erkek kategorisinde yayınlandı. 13 Comments »

15 Dakika

Buz gibi beyaz ışık ve alabildiğine terk edilmişlik… Vücudumdaki kan bile beni terk ediyordu. Hastanenin doğumhanesinde, üstümde arkası kapanmayan mavi bir hastane önlüğü.. Bacaklarım titreyerek yatıyorum… Çılgıncasına bir titreme, tarif edilemez bir susuzluk ve acı. Bebeğimi alıp götürdüler ve beni de yalnız bıraktılar kanarken… 15 dakika.. Belki de 10, hatta 20.. Dış dünya ile bağlantım öylesine kopmuş, algılarım öylesine kapanmıştı ki. saatler boyunca bile kalmış olabilirim…

Nasıl da kanıyordum! Kan kokuyordu.. İçimde kıpırtıları hissetmeye öyle alışmıştım ki, inmiş, eski haline dönmüş karnım, terk edilmiş, dünyada son kalmış bir arazi parçası gibi.. O kadar yalnız..Belki de hayatın en önemli gerçeği yalnızlıktır, o huzursuz herkesten kovulmuşluk hissi…

Dışarıda beni bekleyen o korkunç hayata karşı yapayalnız geçirilen bir 15 dakika..

İşlerini yapıp bitiren ve giden insanlar.. ? Doğum..Nasıl da terk etti beni oğlum, süratle, göz açıp kapar gibi.. Onulmaz acılarla, yırtılmalarla, kanla.. Göze göz, dişe diş, kana kanla cevap verebildiğimiz bir dünyaya. Yepyeni bir hayat yaratmak.. sonsuz bir kadınlık ve terk edilip çöpe bırakılan, bir yetim uykusu kadar yalnız geçirilen, tarifsiz 15 dakika..

O 15 dakikada anne oluyor insan, bir anda! 15 dakikada insan oluyor, istikrarlı, amaçlı, güçlü ve olamadığı her ne varsa oluyor.. Ve bu, tüm dayanıklılığını tüketiyor insanın, yoruyor. O anlar hem bitsin, hemde sürsün istiyorsun. Yaşlı hastabakıcı ısrarlarıma dayanamayıp su veriyor bana.. 15 dakikanın tek gerçekliği..

Titreme durmuyor. Hızlanıyor, kontrolünü kaybediyorsun, hiçbir şey aklında kalmıyor insanın. Üşümüyor ama titriyorsun, vücudun yaşamı reddeder gibi bir şok halinde. Horlanmış, örselenmiş ve bir yeni hayatla onurlandırılmış bedenim kanamaya devam ediyor.

Aklından hayat geçiyor. Hayata benzemeyen bir hayat. Belirsizlik, tecrübesizlik. Hayatında ilk kez gerçek acemiliği hissediyorsun. Hayatınla beraber kalabildiğin ilk an bu oluyor. Bir canlı getirdin az önce dünyaya ve şimdi 15 dakikada bedelini ruhunla ödüyorsun.

Ne tuhaf, insan ömrü şuncacık dakikaya nasıl da sığışıyor? Kargacık burgacık bir ölüm, bir gidip gelme hali. Azıcık da ölünebiliyor demek ki…

Sonra birden asık yüzlü bir ebe gelip karnıma hunharca bastırıyor. Biraz daha kan… “Kalkabilirsin.” diyor.Yardımsız kalkıyorum, başım dönüyor.. İçeride tansiyonumdan bahsediyorlar..Tekerlekli sandalye (hiç bu kadar mutlulukla bineceğimi düşünmezdim oysa) geliyor.

Ağlamış yüzüyle annem, başkasının yeni yaşamına sevinen insan yüzleri, az önce baba olan adam, şaşkın kocam..

Oysa ben daha yeni geldim öbür dünyadan…

15 Dakika kategorisinde yayınlandı. 10 Comments »

Ben geldim!

Evet.. Bundan sonrası için buradan devam etmeye karar verdim. Yazacaklarımı sürekli kafamda tutup sonra da eski model günlüğüme yazmaya üşendiğimden ve çok uzun zamanımı PC başında geçirdiğimden dolayı, burası dolup taşacak gibime geliyor 🙂

Şimdilik herkese merhaba 🙂

Ben Geldim! kategorisinde yayınlandı. 4 Comments »
%d blogcu bunu beğendi: