Siz Ne Kadar Erkeksiniz??

Kadınlar!

Bu kahrolası kadınların ne istediğini esprili bir dille anlatan salak yazıları kim yazıyor? Erkekler tabii. En ağzı laf yapanı da karısı boşamış, o kadar güvenilir..

Peki gerçekten ne istiyoruz? Romantizm? Duygusallık? Aşk? Hiçbiri.

Kafamızda bize öğretilen erkek imajının bir miktar yaklaşığını sadece. Biz kadınlar programlanarak yetiştirildiğimiz için birçok şeyi bir arada düşünüp yapabiliyoruz. Marifet değil tabii, yapıyoruz sadece, mecburuz.

Mesela ben kızım kucağımdayken, ütü yapabiliyorum, biberonda mama hazırlayabiliyorum, sürahiye su doldurabiliyorum, yemek yiyebiliyorum. Hatta bir keresinde yine kızım kucağımdayken, oğlumun kakasını da yaptırdığım gün oldu. Bunlar beceri gibi algılanmasın, tamamen zorunluluktan. Yoksa bayılmıyorum koluma kramp girerken eğilip kıç yıkamaya ya da bu sıcakta bi elimde ağırlık diğer elimle ütü yapmaya…

Bunlar bir şey değil. Asıl dert kadın olmak. Siz hiç “Yahu Ayşe pek pis kadındır ama çok iyi bir annedir!” diyen duydunuz mu? Ya da “Perihan yatakta facia ama mükemmel karnıyarık yapıyor.” diyen birini? Duymamışsınızdır. Çünkü bir erkeğe göre iyi kadın, arkadaşlarını tertemiz bir ev ve dolu bir masayla ağırlayabilen, çocuklarının tüm işini yapabilen, para kazanıp eve katkıda bulunabilen ve her istediğinde sevişen bir kadındır! Peki öyle bir kadın var mı? :)) İşte asıl noktaya geldik.. Yok. Öyle bir kadın yok. Peki böyle bir kadın olmadığını bilen bir erkek var mı? Varsa da kesin eşcinseldir!

Şimdi, kadın ne istiyor dedik.. Öyle atla deve değil aslında;

Kadın, aşk için sevişmek istiyor, her seferinde ilk gibi, her seferinde gizli gibi, mahrem gibi olsun istiyor. Özel olsun, her anı ayrı hatırlansın istiyor. 2 dakika da sürse kulağına yarım saat güzel sözler fısıldansın istiyor.

Kan ter içinde yemek pişirdiğinde -hem de mutfağı batırmadan- karşılığında yalan da olsa “Bu yediğim en harika yemek!” denmesini istiyor.

Tüm gününü heba edip ev temizledğinde, kocası gelsin “Ev mis gibi olmuş, gel bir yorgunluk kahvesi içelim..” desin istiyor, kahveyi kadın yapsa da olur, emin olun..

Kadının bir yeri ağrıdığında, erkekler gibi nazlanabilsin, bire bin katsın istiyor..

Eğer kadının yapabileceği, elinden gelen hiçbir şey yoksa, para sıkıntısını zırt pırt kadına aksettirmesin istiyor.

Evde bir şey bozulduğunda, evin kahramanı -bu erkeğimiz oluyor- tornavidası, çivisiyle 2 dakikada yenisi gibi yapsın, kullanılır hale getirsin istiyor.

Dolapta domatesin, peynirin bittiğini kadın söylemeden anlasın istiyor.

Kadın fikrinin alınmasını istiyor.

Kadın bir şey başardığında erkek onu takdir etsin, tebrik etsin istiyor. Arkadaşlarına güzel karısının başarılarını anlatsın, kendisiyle gurur duyabilecek kadar egosunu yensin istiyor.

Kadın arasıra dertleşmek istiyor, 2 damla gözyaşını dökerken hayat arkadaşı elini tutsun, sırtını patpatlasın istiyor.

Zayıf noktalarına, zaaflarına en aciz olduğu zamanlarda yüklenilmesin, bazen bazı şeyler sineye çekilsin, gönül kırılmasın istiyor.

Doğumgünü, yılbaşı, yıldönümü gibi günlerde erkek ona sarılıp “Bana en güzel hediye sensin.” desin istiyor.

Kadın 9 ayın sonunda yırtıla kanaya çocuk doğurduğunda erkek onunla gurur duysun, kuru bir teşekkür etsin istiyor.

Bazen söylemeden anlaşılmak istiyor kadın, sussa da, anlatmasa da “Yanındayım.” bakışı istiyor.

İşyerinde masasına aile resmini koysun istiyor.

Kadın ona bir not yazdığında, özel bir yerde bunu sonsuza de saklasın istiyor.

Kadınına hediye almasa da olur, 2 satır karalasın, abuk subuk da olsa içinden gelen 2 satır bir şey yazsın istiyor.

Kadının ihtiyacı olup da alamadığını kendisine de nezaketen almasın istiyor.

Küfretmeden, kabalaşmadan konuşulsun, sesler yükselmesin istiyor.

Başkalarının yanında kadınına her dediğini yaptırıp çenesini kapatan aile reisi horoz rolüne bürünmesin istiyor.

Telefonda asker arkadaşı gibi konuşmasın, nezaketten ayrılmasın istiyor.

Vazgeçilmez olmadığınızı bilin istiyoruz, zira bize bunu çok güzel öğrettiniz!

Ev, araba, para, pul, yüzük istemiyor kadın.. En azından her kadın istemiyor. Biraz anlayış, yardım, paylaşım istiyor. Bazen abi, bazen baba gibi ilgi istiyor..

Erkek tarafından en çirkin haliyle bile beğenilmek istiyor, kadının onu 5 günlük sakalla yakışıklı bulabilmesi gibi..

Ve hatırlatmalıyım beyler.. Bu saydıklarımın hiçbiri parayla yapılacak şeyler değil.. Hepsi sadece biraz his, biraz şefkat, merhamet ve adaletle olabilecek şeyler.

Birçok erkek, erkekliği kabalıkla ilişkilendiriyor. Küfür ederken, oranızı buranızı uluorta kaşırken, hesabı öderken, “gool” diye bağırırken, geğirip osururken, boşalırken, araba kullanıp duvara çivi çakarken ne kadar da erkek oluveriyorsunuz! Oysa biz kadınlar bunu böyle algılamıyoruz.

BİR KADINA, KADINLIĞINI NE KADAR HİSSETTİRİYORSANIZ, O KADAR ERKEKSİNİZ GÖZÜMÜZDE..

Şimdi bir durup düşünün, buna göre siz ne kadar erkeksiniz??

Reklamlar
kadın-erkek kategorisinde yayınlandı. 13 Comments »

13 Yanıt to “Siz Ne Kadar Erkeksiniz??”

  1. Meral Çalı Says:

    Çok çok çok güzel… Bu yazını defalarca okusam da bıkmıyorum… Senin gibi düşünüyorum…

    • ebru Says:

      harika bir yazı mükemmel bir tek ben miyim bunlari diye google deli deli dolasirken benim gibi yasayan baska kardeslerimin de oldugunu gormek beni cok duygulandirdi ne aci asik olarak evlen sonrasi facia hatta cocuktan sonra daha facia ne yapicam bilmiyorum gercekten cok zor ilgisiz kocaya sahip olmak

  2. Esra Says:

    yeni buldum siteni, güzel okuduklarımın hepsi ama bu üstteki yazı bana ‘işte bu’ dedirtti! çok beğendim, hele birkaç madde var ki ‘evet evet kesinlikle’ diye içimden seslendim. takipteyim artık,
    sevgiler

  3. Ülkü Says:

    Canım ne harıka şeyler yazmışsın…
    Seni tanıma şansına bu gün sahip oldum, senin sayende…
    Bıraktığın yorumlar beni buralara sürükledi.

    Sevgiler…

  4. ayşe Says:

    müthiş yazmışsın! tebrikler!

  5. Chuck Says:

    Güzel bir yazı… Güzel de fazla beklentili 🙂 Nedenlerine gelelim abiler ablalar; kadınlar bu kadar çok şeyi isterse çıtayı yükseltmiş olur, o çıta bir yükselince vay halimize hepimizin, hayalkırıklığı ardı ardına gelir. Beklentileri saf, temiz ve sadeleştirerek yaşamak lazım. Tabi ki kadınların beklentileri var, anlaşılmak istiyorlar ama erkekler mars’tan kadınlar venüs’ten maalesef. Anlaşılmak, hem işteş hem de edilgen bir fiil, yani hem karşılıklı olacak(anlaşmak) hem de karşı taraftan gelecek(anlaşılmak) bu iş. Karşılıklı olması için iki tarafın da aynı frekansta olması gerek.

    Erkekleri dünyanın hakimi gibi yetiştirenler, ona sorumluluk bilinci aşılamayıp da iki yaş küçük kız kardeşine tüm işi yıkanlar kim? Anneler evet… Unutmayın ki o erkeğin de bir annesi var, bir zamanlar o erkek de küçücük bir çocuktu. Annesinden gereken eğitimi olması gerektiği gibi alamadığı için -toplumun da ona biçtiği rolün de etkisiyle- ortadoğu kültüründeki egemen erkek rolüne büründü. Halbuki gelişmiş ülkelerde erkekler böyle değil. Fakat boşanma oranları daha yüksek, çünkü orada kadınlar da böyle değil, toplum yapısı da… Yani erkekleri değiştirebilmek için toplumsal kültürü değiştirmek gerekli, bu kadınların da değişmesi gerektiği sonucunu doğuruyor.

    Sorumsuzluğu, kaba kuvveti, salt erkek olduğu için erkeklik taslamayı ve bunun gibi erkek-özgü davranışları anlayamam ve asla kabul edemem. Fakat iş anlaşılma kısmına gelince burada biraz durmak gerekiyor. Evet açıklıyorum ben de bir erkeğim 🙂 Karımı dinlemeye çalışırım ama o asla beni dinlemez (dinlediğini sanır ve hep tersini düşünür), onu anlamaya, problemlerini gidermeye çalışırım, bunun farkında olmaz, dolapta limon, salatalık var mı bilmez, kırkyılda bir yemek yapmaya kalkar, kekiğin, sarmısağın yerini bana sorar. Evde onarılacak herşey benim işimdir, dışarıdaki herşeyden sorumluyumdur, pazara ben çıkarım, markete ben giderim, evde akşam ekmek lazım mı değil mi haberi yoktur, ben ekmek almazsam aç kalır (zaten ekmek de pek az yer, belki de bu yüzden ya ben hiç düşünmemiştim 🙂 bunu). İçkim, sigaram yok, kahveye hayatta gitmem, senede bir veya iki defa sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen arkadaşlarımdan biri ile buluşacak olsam o surat öyle bir hal alır ki “tamam vazgeçtim, gitmiyorum”a dönerim hemen. Falan, filan… Örnekler uzatılabilir. Ama bunca yıldır ona “ulen evin erkeğiyiz, bizi bi düşünen, anlayan yok” diye birşey söylemedim, ha evet söylüyorum bazen, bana “hiçbir işe yaramıyorsun” dediğinde… Tüm bunların ışığında anlaşamadığımızı, benim onu anlamadığımı söylüyor. Sanıyorum ki kadınların aradığı başka birşey, erkek anlayışına pek uymuyor… Bu durumda anlaşılma beklentisi biraz havada kalıyor maalesef…

    Bu dünya kısa, hiçbirşeyi dert etmeye değmez bence…

    Herkese bol anlaşılmış bir hayat diliyorum 🙂

  6. kader Says:

    tebrik ediyorum içtenliğinizi… eşinizde görmüştür herhalde bu satırları….


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: