Elveda iş…

2003 senesinde başladığım iş yaşamımda, 5. ve en uzun süreli iş deneyimim de sona erdi dün. 2008 Haziran’ında başladığım bankamla dün itibariyle yollarımızı ayırmış durumdayım.

İş hayatında ben hep şanssız oldum aslında. İlk işim telefon satmaktı. Sattım satmasına da, saatlerce ayakta kalmak ve kuş kadar para almak işime gelmedi. Belki dayansam şube müdürü olurdum ama ayakta kaldığım süre değişmeyecekti ki! En sonunda kuş kadar maaşa kuş kadar zam alınca bıraktım “ilk” işimi. Sonra Denizbank geldi ardından. Bugüne dek çalıştığım en kaliteli, en kurumsal yerdi. Ve yine bugüne dek birlikte çalıştığım en kaliteli yönetici de oradaydı. Ancak çağrı merkeziydi ve en başından beri kadın yöneticilerle aram iyi olmadı benim, olamadı. İş zordu, hatunlar işi zorlaştırdı, hastalandım, verdim istifamı. Sonra ben çıktım, banka Dexia’ya satıldı, maaşlar 2 katına çıktı. Birlikte işe başladığım tüm arkadaşlarım “uzman” oldular, terfi ettiler. Ben de anneliğe terfi ettim diye kendimi avuttum… Denizbank’a istifamı verdiğim gün İstiklal Caddesi’nde bir kuş gibi hafif, dolanıp durmuştum, yılbaşına çok az vardı.

Çok değil, bir hafta sonra bir ambalaj ve koli bandı fabrikasına girdim. Kurumsallığın değerinin tokat gibi yüzüme vurulduğu bir yerdi ve bugüne dek aldığım en yüksek maaşı orada aldım! Buna şu an gülüyorum ama aslında şaka gibi bir şey bu. Düşünsenize, 2006 senesinde aldığım maaşı, 2010 senesinde ve koca bankada alamadım!!! Çift maaşa rağmen üstelik!! Velhasıl şanssızlık yakamda dedik ya, baskılı bir bantın baskısı yanlış yapıldı, firma bantları almak istemedi, bantların parasını patron benden kesmek istedi, ben de benim hatam olmayan bir şeyin parasını ödemek istemediğim için çıktım geldim evime..

Sonra bir kariyer sitesinden evime çok yakın bir optik firmasında iş buldum. Maaş azıcıktı ama evime çok yakındı işte. Girerken “çocuk düşünüyor musunuz?” diye sordular, ben de “evet sakıncası var mı?” dedim. Onlar da “hayır” dediler. Gayet doğru hatırlıyorum bunu. Velhasıl ben işe girdikten kısa süre sonra hamile olduğumu öğrendim. Bu arada daha işe gireli 1 ay olmamıştı ama ben 8 senelik elemanın yürüttüğü yurt dışı siparişleriyle ilgilenmeye başlamıştım bile. Yani hiç de fena değildim, işin altından gayet güzel kalkıyordum ki, işten çıkartıldım hamile olduğum için!! Tabii “hamilesin, git.” demediler, “performansın düşük” dediler. Çıktım, uğraşmaya değmez diye düşündüm. Rahat bir hamilelik geçirdim sayelerinde.

Ve Kuzey 15 aylık olunca bu banka işini buldum. Evime çoooooook uzaktı ama 9 aydır iş arıyordum, sıkılmıştım, para kazanmak istiyordum ve bankacılık cazip geliyordu. Başladım. İlk zamanlar yöneticiden yana şanslıydım, kadın olmasına rağmen anlaşıyorduk, o da bir “anne” olduğu için anlayışlıydı. İşin mesaisi yoktu, rahattı ve en önemlisi işi yaparken zevk alıyordum. Sonra başka bir bölüme geçirildim ve hemen ardından hamile kaldım. Ben hamileyken mesailer başladı, iş saçmalaştı, birim müdürümüz değişti ve her şey onunla birlikte değişti! Hamileyken ve de raporluyken işe geldiğim gün de oldu, mesaiye kalmamak için rapor da almam gerekti (böyle bir rapor almaya mecbur olmama ve mesaimizin zorunlu mesai olmamasına rağmen hem de!). Ve izne çıktım. İzindeyken yaşadıklarım ayrı bir alemdi zaten bunu bir önceki yazımda anlatmıştım. İzinden döndüğümde de hiçbir şeyin aslında bitmediğini anladım.

Öncelikle hala emzirdiğim için her gün 21:00’a kadar ve cumartesileri de kalınan mesailere kalamayacağımı söyledim. Annem zaten cumartesileri olmayacaktı. Mesaiye kalmam imkansız ve saçma olurdu. Sabah 6’da kalkıp gece 11’de evde olacaktım, ne biçim bir anne olabilirdim çocuklarıma ya da ne biçim bir eş? Mesaiye kalmayacağım için benimle çalışmak istemediklerini söylediler. Aradaki “baskı-balata” çalışmalarını anlatmak istemiyorum. Sonuç olarak 2008’de başlayan iş akdimi dün fesh ettim. Çıkartamadılar ve istifa da etmedim. İş akdimi fesh ettim.

Bu sabahtan beri Defne “gülümsüyor”, Defne “mutlu”. Kuzey’le de aramı düzeltmeye çalışıyorum, başarırım elbet… Üzülüyor muyum? Hayır, kesinlikle hayır. Zaten maaşım kadar işsizlik maaşı alacağım 6 ay. Kaybedecek bir şeyim yoktu. Aksine devam ettikçe çocuklarımın sevgisini kaybedecektim. Haftasında Defne bronşit olmuştu zaten.

Şuna seviniyorum ki; Ben oğlumun doğumuyla birlikte “Hayatımdan beni mutsuz eden her şeyi ve herkesi çıkartacağım.” diye bir karar almıştım. Bu kararımın arkasında duruyor oluşumla, hiçkimsenin beni yıldırmasına ve zorlamasına izin vermeyişimle, cesaretimle gurur duyuyorum.

İş hayatına devam eden tüm arkadaşlarıma, özellikle de kadın ve anne olan arkadaşlarıma en önemli tavsiyem, iş kanunumuzu, haklarımızı, mevzuatı, bulundukları sektörün kanunları uygulama politikalarını iyi öğrenmeleri ve bilinçli olmalarıdır. Eğer dün, hiçbir şey bilmiyor olsaydım, şu an istifa etmiş, tazminatının yarısından daha azını alabilmiş ve işsizlik ödeneği hakkını kaybetmiş biri olacaktım. Bu çok önemli bir nokta. Bilgili olmak önemli, hakkını savunmak, almak önemli.

Bu süreç boyunca hiçbir karşılık beklemeden desteğini benden esirgemeyen Av. Barış Ertuğrul’a ve onunla tanışmama vesile olan sevgili arkadaşım Gökçe Tülay Atlas’a, en çıkmazda kaldığım anda içime sular serpen Blogcu Anneye, farklı bir bakış açısıyla yardımcı olmaya çalışan, tabiri caizse beni “uyandıran” Çalışan Gebeye, beni gaza getiren, cesaret veren sözleriyle arkamda olan, her ne kadar şu an ona çok kırgın olsam da yine de çok sevdiğim eşime, çocuklarıma çiçek gibi bakan, hakkı ödenemez anneme ve beni destekleyen, isimleri sayılamayacak kadar çok olan tüm arkadaşlarıma teşekkürlerimi ve sevgilerimi gönderiyorum…

Elveda iş!

Düzeltme: Çalıştığım bankanın ismini sildim, böylesinin daha uygun olduğuna karar verdim…

Reklamlar
Genel kategorisinde yayınlandı. 14 Comments »

14 Yanıt to “Elveda iş…”

  1. blogcuanne Says:

    Ah Mehtap,

    Sonuna kadar haddim olmadan seninle gurur duyarak okudum, bir de bana teşekkür etmişsin ya, ne diyeyim sana? Ne yaptım ki?

    Süperdin, süpersin. Kendinle gurur duymalısın.

  2. no:27 Says:

    Ne yapmadın ki Elif? Emzirme Reformu sayesinde fitili ateşledin bir kere, cesaretlendim, benim gibilerle karşılaştım. O zaman dek yalnız hissediyordum. Zaten sivri bir yapım var benim. Ama sen bana ilham verdin. Bu blog senin ilham vermenle oldu, sivriliğimi cesarete dönüştürmem, tırsıp oturmamam da bununla çok ilgili gerçekten. Gerçek bir teşekkür bu ettiğim, inan bana 🙂

  3. elif pilatin Says:

    merhaba mehtap,
    ben de garantiliyim! benim de tam 6 aylık bir kızım var. ben 2005 girişliyim ve benim de iznim mart başında bitiyor. aynen bana da ücretsiz iznimin 6 ay olamayacağını söylediler, çünkü süt izni ve yıllık izinler bu sürenin içinden kullandırılıyormuş. ben de sorgusuz ok dedim amaaa yazını okuyunca ? bir soracağım ben de. gerçi beni arayan soran da yok şimdilik ik dan . sen genel müdürlükte idin anladığım kadarıyla ?

  4. no:27 Says:

    Merhaba Elif,

    Ücretsiz izinden herhangi başka bir iznin düşürülmesi yasal değil. Süt izni ve yıllık izinler de düşürülemez. Zaten yıllık izin ve süt izni ücretlidir, mantıken de ücretli bir iznin ücretsiz olan izinden düşürülmesi imkansızdır. Ben genel müdürlükteydim evet. Eğer maddi durumun uygunsa 6 ayın tamamını kullanabilirsin. Bu izinlerin kullanımında bir sıralama olması gerekiyor ancak sıralamayı zaten işveren belirlediği için sen bundan sorumlu değilsin. Soracağın bir şey olursa mehtap.erbak@gmail.com‘dan yazabilirsin seve seve yardımcı olurum.

  5. derya Says:

    sevgili no:27 , bloguna Blogcu Anne sayesinde aşinayım. Herkes herkesi tanıyor giib sanki zaten blog aleminde. Herneyse. Duruşundan dolayı seni tebrik ederim. Ancak, bu işten ayrılmalarla- adı istifa ya da iş akdi feshi , ne olursa- nereye kadar gidilecek? Haklarımızı korumak adına örgütlenmeliyiz. Ben kendi iş kolumla ilgili bir sendikaya üyeyim. Niçin özel sektör çalışanları bu konuda daha pasif? Bu “Emzirme Reformu” meselesi için de geçerli. Kesinlikle destekliyorum. Ancak yıllardır sendika üyeleri olarak meydanlarda basbas bağırıyor ve kadınlar olarak haklarımızı arıyoruz. İlerleme de sağladık. Ama yetmez. Daha çok güce ve daha fazla hakka sahip olmalıyız!

  6. no:27 Says:

    merhaba Derya,

    Hiçbir şey olmayacak tabii. Sonu yok. Yolları ayırmak bile artık kar hanesine yazılır olduktan sonra!

    Benim iş yaşamımdaki en uzun deneyimdi. Hep birkaç ay çalışıp çıktığım için hiç senin çerçevenden bakmadım işyerime.

    Özel sektör daha pasif evet ama sebebini bilmiyorum, anlayamıyorum. Sorsan kimse memnun değil ama yine de hiçkimse bir şeyleri değiştirmeye çalışmıyor.

    Mesela iş hedefi konuyor. Hedefini tuttur, çık değil mi? Yok.. Her zaman hedefi aşıp, normal hedefi yapan insanlardan daha çok iş beklenmesine yol açan yalakalar oluyor. Ve özel sektörün yıldızları da bu insanlar oluyor. Şansın kalmıyor. Azıcık sesin çıksa kapı önüne konuyorsun. Kimse dava açmakla uğraşmıyor.

    Yani diyeceğim o ki, benim gibi tek tük sivriyle olmuyor iş. Herkesin aynı bilinçte olması ve bazen kaybetmeyi göze alması gerekiyor.

  7. sitare Says:

    hayırlı uğurlu olsun güzelim.her son yeni bir başlangıçtır.özel sektör bu ülkede böyle işliyor ne yazık ki.kurumsallık adı altında dünya kadar iş yükü.ben şahsen en çok da yuvamı ve doğacak çocuklarımı düşünerek devlet memurluğunu seçtim. para az ama kafa dinç.raporuma karışan yook,mesaiye zorlayan yok.senede 20 gün de iznimi bilirim.umarım yavrularınla çok güzel vakitler geçirirsiniz.sevgiler…

  8. Kerem Says:

    sizi tanımıyorum, ama ben de denizbank tan istifa ederek ayrıldığımda kendimi kuş gibi hissetmiştim.
    Kurumsal baskıdan özgürlüğe kanat çırpmak…
    Sonralarda kuş yuvayı özledi ama yollar ayrılmıştı birkere.
    Sizi tebrik ediyorum yürekten.
    Yolunuz hep açık olsun, şans yüzünüze gülsün.
    Çocuklarınızla ve eşinizle huzur dolu bir hayat sürün.

    • no:27 Says:

      aslında kurumsal baskı değil sorun… ast üst dengesizliğinde. iyi bir amirin varsa her şey kolay, kurumsal baskıyla savaşmak da kolay olurdu o zaman. bazen ben de denizbank’ı özlüyorum ama sonra sıkıntılar gelince aklıma hemen geçiveriyor :)))

  9. melek Says:

    Arkadaşlar bende çok zxor bi durumdayım.
    26.Ağustos’da doğum yaptım.7,5 aylık bir kızım var ve artık çalışmak çok ağır geliyor.C.tesilerinide gelmek zorundayım işyerine…

    Süt izni gibi prosedürleride kabul etmiyorlarmış.Yani işine gelirse diyorlar…

    Ben şuan itibari ile işten ayrılsam 9 senelik emeklerim boşamı gidicek şimdi.? Ne yapmalıyım ,nolurr akıl verin :(((

    • no:27 Says:

      ayrılmak neden?! öncelikle süt izni prosedürünü kabul etmemek diye bir şey yok. süt izni sizin yasal hakkınızdır. işverene değil işçinin isteğine bağlı kullanılır. ayrıca doğumdan 1 sene sonrasına kadar günde 7,5 saatten fazla çalıştıramazlar sizi. kurumsal bir yerde mi çalışıyorsunuz? kullanmadığınız süt izninizi kullanacağınıza dair noterden ihtarname ile işvereninize bildirim yapabilirsiniz. sakın istifa etmeyin sakın!

  10. no:27 Says:

    çalışma bakanlığının bir hattı var orayı arayıp şikayetinizi iletebilirsiniz. ya da durumunuz uygunsa bir avukatla görüşüp yardım alabilirsiniz. ama lütfen istifa etmeyin. zaten amaçladıkları da bu gördüğüm kadarıyla. biraz dişinizi sıkın, kesinlikle kazanırsınız. 9 sene emek vermişsiniz, her türlü tazminatınızı iade etmek durumundalar.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: