Hayatı Kendine Zehir Etme Sanatı

Geçenlerde Blogcu Anne lohusalıkla ilgili yazdığı bir yazıda felaket senaryolarından bahsetmişti. Nasıl da tanıdık geldi bana bu senaryolar! Öncelikle yalnız olmadığım için mutlu oldum, benim gibi bir çok kadının hatta bir erkeğin de aynı senaryolardan muzdarip olduğunu bilmek nedense beni oldukça rahatlattı.

Ben bu senaryolarla hayatı kendine çoğu zaman zehir eden biriyim. Pesimistliğin sınırlarını zorlayan bir yapım var. Benim için bardağın yarısı hep “boş”.

Evde yatağa yatarım, tam uyku böcüleri gelmişken; “açık kalsın boş ver”, “radyasyon yayıyor ama”, “olsun başka odadayız”, “bitişik odada Kuzey var”, “bilmediğimiz ne zararları vardır kim bilir, kalk kapat şunu!”, “uykum kaçacak ama kalkmak istemiyorum”, “çocuklara bir şey olursa vicdan yaparsın kalk”… Kalkarım, modemi kapatırım, geri yatarım. Uykum kaçmış olur, işkence başlar.

Kuzey ellerini yıkamamıştır, yıkatamamışızdır, uykuya yenik düşmüş yatağında yatmaktadır. Giderim yanına;

“Oğlum kalk, ellerini yıkayalım bak her yere sürdün.”
“Hayıııırrrrrrrrr! Git!”
“Ama annecim bak mikroplar, hastalık, sümük, vs..”
“Git dedim!”

Giderim, el dezenfektanı alır gelirim, ellerini ovarım güzelce. İşlem bitince Kuzey başparmağını ağzına sokar. İç ses başlar:
“Kimyasal alıyor çocuk şu an bünyesine.”
“Ama temiz en azından mikrop almasından iyidir.”
“Kanser yapıyor ama kimyasallar.”
“Ona gelene kadar neler kanser yapmıyor ki!”
“Ne biçim annesin, ne düşüncesizsin.”
“Sokakta yalınayak büyüyen çocuklar var, ben iyiyim.”

Kalkarım yerimden, temiz bir havluyu ıslatıp Kuzey’in ellerini tekrar silerim. Kuzey uyanır, dolaşır, sinirlenir, Uğur kızar.

Yola çıkıyoruz, Uğur Defne’yi bağlıyor, ben de Kuzey’i. Uğur Defne’yi sımsıkı sabitler, ben de Kuzey’i bağlarım ama azıcık gevşek mi kalmıştır sanki? İç ses başlar:

“Kaza olsa, çocuk fırlayacak, sıksana şunu.”
“Kısacık yola gidiyoruz, hem karnı ağrıyor.”
“Ölmesinden iyidir karın ağrısı, sık şunu.”
“Sıktım zaten bu kadar oluyor”
“Kandırma kendini, iyice sık, çekiştir kemeri bakayım.”
“Yapamıyorum gerçekten bu kadar oluyor!”
“Beceremiyorsan kocana söylesene adam kuvvetiyle sıkıversin, gevşek kalmasın”

Uğur’a söylenir, kontrol eder, tamam der, homurdanır.

Yolda gidiyoruz, Uğur’la tartışıyoruz gibi, susuyorum. İç ses geliyor yine…

“Aptallık yapma, iyi geçin kocanla, ya bu son konuşmansa?”
“Hep böyle düşünüp iyi davranan, alttan alan ben olursam bu hayat çekilmez ki ama?”
“Ya bu son alttan alışınsa? Az sonra ölürseniz? Kaza olsa vs.?”
“Ama insan ilişkilerim fena bozulur böyle olmaz bu iş!”
“Sen bilirsin ben demiş olayım!”

Aniden konu değiştirilir, sessiz barış yapılır, sinirlenilen konu havada kalır.
Allah’ım uzar da gider bu, uzar da gider! Nedir bu evham mı? Karamsarlık mı, nedir? Birisi geç kalsa benim nabız 130’u vurmaya başlar, kesin kötü bir şey olmuştur. Doktora gittiğimde basit bir hastalık söylese “kesin fark etmedi bu doktor benim hastalığımı” der ve ilacı kullanmam.

İşin kötüsü, ne düşünsem o olur… Dün Defne ve Kuzey’in oyuncaklarını toplarken Defne’nin ağzına kaçabilecek kadar küçük bir parça gördüm ama kayboldu gitti sepetin dibinde. Dibini eşelesem mi eşelemesem mi derken, “Aman!” dedim, “Nasıl olsa hep yanımda oynuyorlar, dikkat ederim.” Akşam oldu, Kuzey sepeti baş aşağı etti ve küçük parça Defne’nin tam önüne düşüverdi! Görmeyebilirdim, yutabilirdi!

Nasıl olsa misafir gelmeyecek diye kendimize kadar yaptığım yemeğin gününde arkadaşlar geliverir yemeğe ve bu mutlaka benim aklımdan geçmiş olur.

Eskiden daha fenaydım ben. Ütünün fişini çekip çekmediğimden her seferinde emin olamadığım için birkaç kez çantamda ütüyle dışarı çıkmışlığım var.

Hayır, takıntı değil bu. Hayatıma devam ediyorum çünkü rahatça. Fakat arada gidip geliyorum işte, felaket senaryoları, gereksiz endişeler, her mutlu anımda bu anın son mutlu anım olma ihtimalini düşünmek…

Zaten karamsardım, bunun farkındayım ama bu son günümmüş gibi davranma işi gerçekten sıkıcı oluyor artık. Çünkü insanlarla olan mesafelerimde sorun yaşıyorum. Sert olmam gereken bazı durumlarda olamıyorum. Tavır koymam gereken yerlerde koyamıyorum. Küstüysem biriyle, haksız da olsam ilk adımı ben atıyorum. Bu durum sevgili dostum Begüm’ü kaybettikten sonra daha da arttı. İki gün önce konuşmuştuk ve iki gün sonra (iki gün nedir insan ömründe farkında mısınız?) Begüm’ün vefat ettiği haberini aldım. Aynı gün annem uçakla Antalya’ya gidiyordu. Helalleşmeler, ağlamalar, çarpıntı…

Velhasıl, ben hayatı kendime bir güzel zehir ediyorum işte. Ediyorum da ediyorum, dozunu ayarlayamıyorum. Anları yakalayamıyorum.

Oysa eskiden, cep telefonları yokken, eve en geç 20:00’da gitmem gerekirken, saat 21:00 olmuşken ve ben hala vapurda bizim yakaya geçmeye uğraşırken, annemin burnundan çıkan dumanlar Avrupa Yakası’ndan bile gözüküyor gibiyken kız arkadaşımla birbirimizi şöyle ferahlatmıştık; “Şu an bu vapurda olmak dışında yapabileceğimiz bir şey yok, eve gidene dek sızlanmak yerine, vapurun, denizin ve bu dolu günü tadını çıkartalım bari!!! “

Eve gidip basit bir açıklama yaptığımda annemin hiç kızmadığını da söylemek lazım tabii!

Reklamlar
Genel kategorisinde yayınlandı. 5 Comments »

5 Yanıt to “Hayatı Kendine Zehir Etme Sanatı”

  1. Meral Çalı Says:

    Çoookkk güzel bir yazı olmuş yine Mehtap. Harika! Kendimi gördüm yazıda. Ben de çoook yapıyorum senin yaptıklarını veya benzerlerlerini. Sürekli bardağın dolu tarafını görme marifeti olan insanları kıskanıyorum ayrıca…

  2. yasemin Says:

    mehtap ne güzel yazılar yazıyorsun,kendimi okuyorum gibi oldu. haklısın anne olduktan sonra hep bir tarafın yetersiz olduğunu fısıldıyor sana.bundan sonra takipçinim

  3. sitare Says:

    evet takıntı bunlar:)rahat ol,relaks.inan bana mikrop aldıkça daha az hastalanıyor çocuklar.hem pimpirikli anneler daha erken göçüyormuş öte tarafa haberin olsun:)))

  4. Derya Says:

    acaba şizofren oldum da başka bir blog açıp bu yazıyı mı yazdım??


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: