Zavallı Ve Yalnız Sokak Köpeği

Üç haftadır kolum ağrıyor. Sol kolumla hiçbir şey yapamıyorum. Defne’yi taşımak, arabasını sürmek… Hiçbir şey.

Temizlikçim bana “Kendine bir başkasını bul” dediği gün bizim koca yatağı çekip altını sildim. İçi dolu bazayı oradan oraya çekiştirirken kolumdaki kasları sarmalayan kılıfı zedeledim. Eh, yatağın altındaki toz pamukçuklarından kurtulmanın başka bir yolu yoktu.

İlk günler etrafta “Ağrım var” diye dolandım durdum. Annem biraz krem sürdü. Fakat bu zedelenme olduğu için geçmedi. Ağrı arttıkça artmıştı ki, bir sabah Uğur “Kolum ağrıyor” diye uyandı. O gün gitmeyi planladığımız yere Uğur kolunun ağrısından araba kullanamıyor diye gidemedik. Masaj yapıldı, ilaç önerildi, “Doktora gidelim mi?” diye soruldu. Ağrı ertesi sabaha geçti. Benimki hala devam ediyordu. İlaç öneren, ciddiye alan olmadı. “Gel azıcık sıkayım” diyen de olmadı. Gece Defne’yi soluma yatarak emzirdikçe kolumun ağrısı ayyuka çıktı, sabahlar olmadı.

Defne’yi sağlık ocağından arayıp getirmemizi istemişlerdi, gitmişken aile hekimine çıkayım dedim. Girdim odaya, kolumu eğdi büktü, çekiştirdi. Ben çığlıklar atarken muayene bitti. Bir sprey, bir ağrı kesici, bir de krem yazıldı. 3 gün kullandıktan sonra ağrı geçmezse ortopedi bölümüne gidip MR çektirmem gerektiği söylendi. Kolumu askıya alırsam daha iyi olacağı da belirtildi.

Doktordan çıkıp Uğur’u aradım. Defne’nin boyunun 2 aydır yanlış ölçüldüğünü, ala ala 300 gr. Aldığını söyledikten sonra üstteki paragrafı da özetledim. “Hı hı tamam” dedi, kapattık.

Akşam bekledim. Neyi mi? Mesela şunları;
“Çok ağrın var mı?”
“İlaçları sürebildin mi, yardım edeyim mi?”
“İlaçlarını aldın mı, evde var mıydı?”
“Bir daha iş miş yok beraber yaparız, senden kıymetli mi?”
“Gel şu kremi sürelim, kolunu da asalım.”
“Çok ağrıyor değil mi?”
“Randevu alalım ortopediden bir baktıralım belki ciddi bir şeydir.”

Hiçbiri gelmedi. Patladım, “İnsan bir sorar be adam, neden sormuyorsun?” dedim. Konuşmamızı hatırlamadığını söyledi. Defne’nin 300 gr. aldığını hatırladı ama benim kolumun derdini hatırlamadı. Israrla üstüne gittim, gerçekten hatırlamadı adam, sanki biri lobotomi yapmış!

Kolum hala ağrıyor. Pazartesi randevu alıp gideceğim, tek başıma. Bir köpek olsam şu an sokağın köşesinde ağrıyan yerimi yalıyor olurdum. Çok mu büyütüyorum? Kendimi yalnız hissediyorum. Bu duyarsızlığın karşısında kolumun hissettiğim kadar çok ağrımıyor olabileceğini bile düşünüyorum. Belki de bir sanrı benimki, psikosomatik bir ağrı, olamaz mı? Hayat arkadaşım canımın bu kadar yandığını düşündüğüm bir konuda bu kadar rahat olabiliyorsa, ağrım o kadar da çok olmayabilir mi?

Hayır. Kendimi, ağrı eşiğimi biliyorum. Sadece “çok çalışan”, “çok yorulan” bir kocam var. Uzun bir süre daha çok çalışıp çok yorulacak ve ben uzun bir süre sağlık, şefkat, beklentiler ve duygusal ihtiyaçlar konusunda yalnız kalacağım. Zaten bu yüzden beni dinlemesi için hiç tanımadığımız bir adama para veriyoruz. Parayı Uğur veriyor, ne ironik değil mi?

Belki de sokak köpekleriyle daha fazla vakit geçirmeliyim, malum, bu işlerde tecrübe hayat kurtarıyor.

Aman efendim şimdi gelip de “abuk subuk yazmışsın” diyeceklere birkaç çift lafım olacak. Öncelikle, burası benim çöplüğüm. Yazarım, kusarım, överim, yererim. Derdi şikayeti olana yargı yolu açık. Gidin derdinizi Marko Paşa’ya anlatın. Umurum değil.

Kolumun ağrısı kas yırtılmasıymış. Eğer acım tazeyken beni bir doktora götürseydi belki de bu gece saat 02:28’de MR çekilebilmem için sıcak yatağından kalkmak zorunda kalmayacaktı. Komik. Trajikomik.

Reklamlar
kadın-erkek kategorisinde yayınlandı. 24 Comments »

24 Yanıt to “Zavallı Ve Yalnız Sokak Köpeği”

  1. Buket Says:

    Icime oturdu yazdiklariniz;hani insanin icinden bir sey hop eder ya cok üzülünce,aynen öyle..Sizi hic tanimiyorum,sanirim ikinci kez tiklamis bulundum Deryaze’den.
    Ne diyecegimi bilemiyorum,meger hayat neler hazirlamis hepimize birer birer.Sizin bahsettiginiz konuda tuzum kuru olsa da;bu her seyin mükemmel oldugu anlamina gelmiyor,sizde X varsa bende Y var hesabi 🙂
    Zor…
    Ne diyeyim,cok gecmis olsun,gercekten de gecsin gitsin,herkes iyi olsun(özellikle gözlerin nuru,evlerin direkleri,tatli can hosaflari:))..
    Umarim simdi daha iyisinizdir.
    Sevgiler…

    • no:27 Says:

      içime oturduğu için yazıyorum ben de aslında. çok üzülüyorum böyle ufak şeylere. bu değer verip karşılığını verdiğin değer kadar alamamanın kırıklığı sanırım. benim de tuzumun kuru olduğu çok şey var, en büyük dertlerimiz bunlar olsa keşke…

      daha iyiyim, ağrım azalıyor, hiç tanımadığım bir yabancının samimiyeti bile ısıtıyor.. teşekkürler 🙂

  2. Derya Says:

    Ah be hiç abartmış olur musun? insan sevgilisinden ilgi görmeyecek de kimden görecek, kimden bekleyecek. ben de benzer bir şey yaşamıştım. kızımı kontrole götürdüğümde ben de kuyruk sokumu ağrım için gitmiştim doktora. beni soran olmadı. söyleyince de “bebekli hayata alışma zorluğu be hayatım, insanın algısı dağılıyor” vs dedi. en çok biz o bwbebekli hayatın zorluğunu yaşıyor olsak da bniz sevgiliye böyle özensiz olmuyoruz ama. 😦 geçicidir diye umuyorum tüm bunlar.

    • no:27 Says:

      ben oldum.. bilmiyorum iyi mi yaptım ama vicdanıma kulak asmadan onun yaptığını yaptım bugün. kulağım ağrıyor dedi, dişinden falan bahsetti. ben de acil şifalar geçmiş olsun dedim sadece. normalde uzatır da uzatır, ilgilenirdim. etkilenmedi sanki ama 🙂

      • Derya Says:

        ah işte olunca da yine çaresizliğimizden böyle. bile isteye. bilmiyorum ki nedir işe yaracak olan.
        üzülmeyin siz yine de. çıkmamış candan umut kesilmez 🙂

  3. elif Says:

    Doğurana kadar prenses doğurduktan sonra külkedisi yazmıştı birileri..hepimiz birer külkedisiyiz galiba.

  4. Pelin Says:

    Ben hamileyken de kulkedisiydim, dogurduktan sonra da. Ne de olsa koca kisisi koylerde karni bos kalmayan ve o halleri ile tarladan, mutfaktan cikmayan ya da hastaliktan surunuyor da olsa ‘iyiyim’ diyen kadinlari gore gore buyumustu ve ‘ev isinden anlamayan’ karisi neyin agrisini cekiyordu bir turlu anlayamiyordu. Utu mu yapiyordu, yer mi siliyordu, annesi ablasi gibi hergun evi mi kirkliyordu ki bilegi agrisindi.bir de utanmadan atel takiyordu karisi, ele gune curuk imaji veriyordu,bu goruntu en az eve temizlik icin yardimci geldiginin bilinmesi kadar utanc verici idi. ‘Huzurlu hamile huzurlu bebek’ dusuncesi ile kulagini tum dis seslere kapayip huzuru derin derin derin nefes alip vermekte ve anneciginin tatli sohbetlerinde bulmaya calisan hamilemiz ise ‘bu bilekle bebek dogduktan sonra ne yapacagim asil?’ Diye dusunedursun bebegin dogumu ile birlikte ne bilek geldi aklina ne bel, gosterdigi ozen ve ilginin onda birini bile karsi taraftan gorememenin verdigi aclik ile minik kizinin parlak gozlerinde, pamuk ellerinde ve mama kokan nefesinde buldu teselliyi. Aradan 10 ay gecti, ‘golge etme, baska ihsan istemez’ diyerek her ise kendi kosan annenin bu sefer de diger bilegi asiri yuklemeden nasibini aldi. Tek basina gidilen muayene sonrasi, bu bilege de atel takilmasi gerektigi koca kisisine telefonda teblig edildiginde, sinirli ve dusuk bir ses ile bir “himmpfhh” duyuldu sadece.
    Degisen bir sey yok, gece uyandiginda tatli Defnem atel takili bilegimin desteklemesi ile omzumda uykusuna devam ederken, digerine gore biraz daha iyi durumda olan diger elim ile mama hazirlayip yediriyorum. Ben de kendimi yagmurda islanmis kediye benzetiyorum ve 27 yil el bebek gul bebek bakilip sonrasinda 5 senedir hayatinda oldugun birinden sefkat dilenmekten hicap duyuyorum.
    Aslinda sizlanmayi epeydir bir kenara itmistim, kizimla yillardir hayalini kurdugum guzellikleri yasiyorum. Babasinin da keyfi bilir, bu mutluluga ortak olup olmamak onun elinde zira ben cok dahil etmeye calistim ama yetistigi atmosfer belli. Ama yazdiklarinizi okuyunca yine tutamadim kendimi.
    Ha bir de ne yapiyorum, ablasinin tavsiyesine uyup, bir rahatsizligini soylediginde eskisi gibi kendimi paralayip onu doktora suruklemiyorum ya da eczacisi olmuyorum, ‘gecer insallah’ deyip, isime devam ediyorum.

    • Pelin Says:

      Bu arada kendimden gecmis, bir gecmis olsun dememisim. Umarim su an daha da hafiflemistir agrilariniz, hatta tamamen gecmistir insallahmcok gecmis olsun

      • no:27 Says:

        Aslında daha da şiddetlendi ve ben hala doktora gidemedim… Yarın randevu alacağım MR için.. Teşekkür ederim…

    • no:27 Says:

      Kızın adı Defne, ben de 5 senedir evliyim ve mama hazırlamak dışında sanki ben yazdım gibi oldu bu yazıyı. Birkaç kez üste baktım kendi yazdığımı mı okuyorum acaba diye… Artık ben de geçmiş olsun diyip geçiyorum… Ne de olsa körle yatan şaşı kalkar!

      • yasemin Says:

        mehtap merhaba bu yazını geç farkettim.biliyorum herkes sana aynı şeyi söylüyordur ama belki biraz teselli bulursun diye söylüyorum. yalnız değilsin bu konuda. allahtan en büyük yardımcılarımız koruma meleklerimiz annelerimiz ve babalarımız varki biraz nefes alabiliyoruz. senin 2 çoçukla daha zor işin.senden hem harika bir eş aynı zamanda kariyer yapmanda istenir. ben ilk doğum yaptığımda bana eşim bir buket çiçek bile getirmemişti. deprasyonda gibi dolaşıyordu gören çoçuğu o doğurmuş o deprasyona girmiş zanneder.daha bunun gibi neler neler………….uzar gider

      • no:27 Says:

        bir buket çiçek mi? :))) ilk doğumumda beni tebrik etmen lazım demiştim de, “tebrik edilecek bir şey yok, bu çocuğu ikimiz yaptık” demişti. doğurmayı işten emekten saymıyordu yani. ama bu onun suçu değil. biraz ne görürsen onu yaşarsın gibi, alınmaca yok.. değil mi? gerçi babam da anneme doğumda bir buket çiçek bile almamış ama ben farklı düşünüyorum. işin en zor kısmını kadın yapıyor sonuçta kuru bir teşekküre layık en azından.

  5. canım sıkıldı... Says:

    Mehtap, bu yazını ve bir kac yazını okudum. Canım sıkıldı. Bu ne ya :((( Eşin neden boyle yapayalnız bıraktı seni? Offf, cok canım yandı okuyunca. Psikiyatrist ne diyor bu işe, “getirin eşinizi de” dese keşke. Hatta aile terapistine gitseniz, soyle bi yola getirse sizi…2 cocuk buyutuyorsunuz, onların sıcacık bir yuvada buyumeleri gerek. Bunları birinin eşinin kafasına sokması lazım!!!

    • no:27 Says:

      Kendisinde bir sorun görmüyor ki, adamı ne diye götüreceğim psikloğa?

      • canım sıkıldı... Says:

        Ee tabi, kendisinde sorun gormemesi normal 🙂 Psikolog cagiriyor deyip goturmek lazım. Benim duzelmem icin sana taktik verecekmis dersin mesela ama psikolog da boyle dusunmeli. Ya da ailemizin selameti icin sen de gel desen. Off aman ne biliyim, Nevzat Tarhan’ın Evlilik Psikolojisi kitabını okusanız.

      • no:27 Says:

        Ben umutsuzum, zamana bıraktım ama kitap ilgimi çekti.

  6. yeşim Says:

    yazdıklarınızı çok beğeniyorum..devamını bekliyorum….sevgiler

    • no:27 Says:

      çok şey var kafamda ama fırsat bulamıyorum. zaman yaratabildikçe, yazıyorum, devamı da gelecek inşallah, beğenmenize sevindim…

  7. Chuck Says:

    Öncelikle Allah yardımcın olsun, anlattıklarına göre bu kadar duyarsız bir koca ile işin çok zor ve çıtan çok yüksekte… Adamı değiştiremezsin bu çok zor. O halde o adamla o şekilde yaşamayı öğreneceksin, temizlikçinin sana dediğini adama da diyemezsin… Bazıları vardır kendi mutlu olunca gerçekten keyif alır, bazıları da sevdiklerini mutlu edince tarifsiz bir keyif alır. Sen birinciye giriyorsun galiba, ikinci gruptan olmayı başarabilirsen işte o zaman hayat güzel olur.

    Biliyorum derdin çok, çocuk bakmak, ev işleri, diğer işler… Hepsi zamanla geçecek ve geçmişe baktığında “neler başarmışım ben yau” diyeceksin gururla… Benim annem tek başına -babam olmadan- 3 tane erkek çocuğu büyütmüş bi kadın, hem de çalışarak, para kazanarak… Kahraman yani, geçmişe bakınca ben öyle görüyorum hayatta yaşadağımız zorlukları. Çocukluğu ve ergenliği nispeten rahat geçen bireyler, evlilikte çok zorlanıyorlar. Çünkü evlilik -hele ki çocuk- daha önce hiç görülmemiş bir türden sorumluluk demek o omuzlara…

    Dediğim gibi Allah yardımcınız olsun…

    • no:27 Says:

      aslında çok köklü değişiklikler oldu ilişkimizde. o duyarsız adam gitti çok müşfik bir adam geldi. sanırım sorun bendeydi. belki de yardım isteğimi düzgün anlatamıyordum. son durum mükemmele yakın yani 🙂

  8. Güzin Ercan Sönmez Says:

    Yardın isteğini nasıl anlatmaya başladın? Sorunun sende olduğunu nasıl keşfettin? N’aptın? Nasıl düşünmeye başladın? Neler, nasıl neden değişti? Nasıl mükemmele yakın hale geldiniz? İnan ki bu soruların yanıtları benim için , evliliğim için şu an çok gerekli…

    • no:27 Says:

      öncelikle psikiyatriste gittim ve bipolar bozukluk ve majör depresyon olduğumu öğrendim, ilaç tedavisine başladık. doktor eşimle de 1 seans görüştü, ikimizle birden de görüştü. bu benim doğru diye ısrar ettiğim şeylere daha ılımlı yaklaşmasını sağladı. ama asıl çözüm sanırım şu oldu: ben kocama, bana nasıl davranmasını istiyorsam öyle davrandım. ilk başlarda almadan vermek zor oluyor, manen tahammül edemiyorsun ama ilaç burada devreye girdi, sabredebildim ve bir süre sonra düzeldik. bir de yalnız-başbaşa kalmaya çalıştık arada bir. sadece 2 defa kalabilsek de evden uzaklaşmak, çocuklr olmadna kaçamak yapmak çok iyi geldi… İnşallah siz de düzelirsiniz.

  9. no:27 Says:

    Güzin Hanım bana mail atarsanız daha da ayrıntılı yazabilirim.. Zira o dönemde ben de benim gibi damdan düşen birini dinlemeyi çok istemiştim, çok yalnız hissetmiştim. Bir yabancıya anlatmak çok daha iyi geliyor insana. mail adresim: mehtap.erbak@gmail.com


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: