Kadının En Büyük Düşmanı: KADIN!

Biz kadınlar tuhaf yaratıklarız. Tepkilerimiz, bakış açılarımız, alınganlıklarımız ve alınmadıklarımız gariptir, anlaşılmazdır. Hele erkeklerin gözünde kapalı kutular gibiyizdir. Erkekler bizi anlayamadıklarını söylerler, bundan şikayet ederler… Bugün ben de bundan şikayet ediyorum. Ben de hemcinslerimi anlayamıyor, bazı düşüncelerini, hareketlerini ve davranış biçimlerini herhangi bir kalıba sığdıramıyor ve anlamlandıramıyorum.

Buradaki kadının yaptığı nedir mesela? Bu bir şaka mıdır? Alay mıdır? Bir dokundurma, bir eleştiri, bir karşı çıkış, bir kıskançlık mıdır, nedir? Bir kadın, ne kadar çok suistimal edildiğini bile bile kendi hemcinsinin doğasını aşağılayabilecek kadar düşüncesiz ya da sığ olabilir mi? Üstelik bu kadın öğretmen, düşünebiliyor musunuz?

Kadının kadından daha büyük düşmanı yok denir. Ne kadar doğru, ne kadar yerinde bir söylem! Kucağında bebekle kaldırımda beklersin, bir kadın sürücü yavaş yavaş gelmektedir, “hah, bir kadın işte, bebekle geçmem için duracak” dersin, öyle zannedersin. Durmaz. Suratına bile bakmadan devam eder, dursa ölür.

Bankada sıra beklemektesindir, çocuğun da yanında mızıldanmaktadır, meme istediğini gösteren hareketler yapmaktadır. Senin numaran 53’tür. 52’nin işi biter, banka memuru seni görür ama kalan işlerini bitirmeye çabalar. Çocuk çığrından çıkmıştır, ağlar. Sen terlersin, banka memurunun yanına gidip “Emzirmem gerekiyor, sıram da geldi, işlemimi yapar mısınız?” dersin. “Bekleyin hanımefendi!” diye çemkirir. Senin işini hemen yapsa ölür.

Hamilesindir. Son ayların, karnın kocaman, minibüse binmek zorundasın… Bütün koltuklar dolu. Tutunduğun yerde oturan orta yaşlı kadın ve kızı camdan dışarıya bakmaktalar. Ayakta zor duruyorsun, bebek baskı yapıyor, dengeli duramıyor, sallanıyorsun. Israrla sana bakmıyorlar. Arkada oturan yaşlı amca öndeki kadının küçük kızının omzunu dürtüp “Hamile hanım var kızım, kalk da otursun” diyor. Kızın annesi sana dönüp “Aa hamile misiniz? Görmedik!” diyor. Kocaman karnını görüp kızına “kalk” dese ölür.

Sancı içinde kıvranıyorsun, doğum başlamış, fenasın. Paniklemişsin, ilk doğumun, ebelerden başka kimse yok yanında, çaresizsin. Ebenin biri suratı beş karış, geliyor yanına. “Su içebilir miyim?” diyorsun. Belli belirsiz “hayır” diyor. “Çok canım yanıyor, ne zaman doğuma alacaksınız?” diyorum. “Daha dur bakalım” diyor ve uyarmadan, bir şey demeden cart! diye parmaklarıyla açılmana bakıyor. Bağırıyorum, “Ne bağırıyorsun!” diye azarlıyor. Güleryüz gösterse, merhamet etse ölür.

İşyerinde hamile kalıyorsun. Yöneticine söylüyorsun. “Aldıracaksın değil mi?” diyor. “Hayırlı olsun, Allah tamamına erdirsin.” dese ölür.

İştesin. Okuldan arayıp “Çocuğunuzun ateşi var düşüremedik, gelin.” diyorlar. Şefine söylüyorsun. “Babası gitsin” diyor. “Çocuğunun sana ihtiyacı var, mazeret izninden düşeriz, git sen.” dese ölür.

Emzikli bebeğini bırakıp işe gelmişsin. Mesaiye kalırsan çocuğunu tüm gün hiç uyanıkken göremeyeceksin, gidip mesaiye kalamayacağını söylüyorsun. “Herkesin bir bahanesi var, sana ayrıcalık tanınamaz, bakıcı tut, annen-kayınvaliden fedakarlık yapsın, kocan baksın, sütünü sağ bırak, para kazanmak istiyorsan katlan.” diyorlar. “Zaten yasal olarak mesaiye kalman zorunlu değil, zaten böyle motive de olamazsın, emzirebildiğin kadar emzir.” dese ölür.

Örnekleri çoğaltabilirim, sonsuza uzatabilirim, yazdıkça yazabilirim…

Neden böyleyiz ki? Bunu sorgulamak lazım. Kendi başımıza geldiğinde zorlandığımız şeyleri bir şekilde aştıktan sonra, aynısını yaşayanlardan acısını çıkartmak, tatmin olmak mı tüm bu düşmanlığın altında yatan? “Ezilen” olmaktan kurtulan kadın “ezerek” neyin intikamını alıyor? Kadının halinden en çok kadın anlayabilecekken neden aksine birbirlerinin kuyusunu kazıyorlar, engel çıkartıyorlar? “Ben zorluklar çektim, bari benden sonrakiler çekmesin” demek varken, “iyi” olmak varken neden bu kadınların birbirine olan kötü niyeti?

Anlayamıyorum, mantıklı bulamıyorum bir türlü. Yaşadığım bir zorluğu aştıktan sonra etrafımdaki her kadını uyarıyor, bilgilendiriyorum, öğrendiklerimi aktarıyorum. Çünkü kadınım, çünkü anneyim…

Kadınlar birbirlerini kollarlarsa çok şey değişir. Söz sahibi oluruz, sosyal platformlarda kadınsı bakış açısıyla toplumu erkeklerden daha çok düzenleyebiliriz. Geri planda değil, ilk sıralarda oluruz. Gelişiriz, aydınlanırız… Biz kadınlar azimli, güçlü varlıklarız. Birbirimizi desteklersek yaşam hepimiz için daha kaliteli olur, elimizin değdiği her şey pırıl pırıl ve güzel olur. Neden bunu istemeyelim ki? Neden??

Reklamlar
Genel kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

2 Yanıt to “Kadının En Büyük Düşmanı: KADIN!”

  1. nalan Says:

    valla yazıların süper kendimi gördüm sanki 🙂


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: