İyi Olan Her Zaman Kazanır

Hakkını aramak, hakkının peşinden koşmak, buna üşenmemek, zorda kalacağını bile bile adil olanı yapmaya çalışmak gerek. Ben hep böyle yaşıyorum, böyle yaşamaya çalışıyorum. Zaman zaman bu yüzden sorun yaşasam da vazgeçmiyorum ve umudumu kaybetmiyorum çünkü “iyiler hep kazanır” ve ben buna inanıyorum.

Bugün ayrıldığım bankada eski yönetmenim olan Fatoş Hanım’ın işe iade davasına tanık olarak katıldım. İlk kez adliyeye gittim, ilk kez bir mahkemeye katıldım ve hatta yemin ettim, hem de namusum üzerine.

Tanık olduğum kişi bankaya asistan olarak girmiş ve yönetmen olarak ayrılmış birisi. 30’lu yaşlarında, bir erkek çocuk sahibi genç bir kadın. 13 senesini vermiş şirkete. 13. Ne kolay yazılıyor değil mi? Ne de kolay okunuyor. Dile kolay derler ya öyle bir şey. 13 sene çalış, çabala, kendini göster, ailenden sakındığın ilgiyi işine ver, yetkili ol, yönetmen ol, sonra da seni çat diye yanlarına çağırıp “Bitti artık, çalışmak istemiyoruz seninle” desinler. Üstelik daha sen şoku atlatamadan “İstifa etme, sicilin kirlenmesin, iş akdini fesh et, sana tazminatını verelim” desinler. Usulsüzlüğe bak! Cesarete bak!

Neyse efendim… Fatoş Hanım 13 sene emek verdiği işinden birkaç saat içinde “kendisi” iş akdini fesh ederek çıkar, evine gider. Allah’tan ki akıllıdır, etrafında akıllı insanlar vardır ve işe iade davası açar. Çünkü aslında işini sevmektedir, aklında işinden ayrılmak bile yoktur ama “mecbur bırakılmıştır”.

İşte bu baskıyla işine son verilen Fatoş Hanım’ın işe iade davası bugündü ve ben de tanıktım. Önce yemin ettim, sonra da hakimin sorularına cevap verdim. Yalan söylemediğim için heyecanlanmadım, dilim dolanmadı, kafam karışmadı. Çünkü doğru söylersen zorlanmazsın, doğru kolaydır, basittir, insan olana da bu yakışır.

Ben ve tanık olan diğer arkadaşımın konuşması bittikten sonra karşı tarafın, yani bankanın tanıkları geldiler. Tesadüfe bakın ki tanıklardan biri, ayrılmadan önceki bir diğer yöneticim ve diğeri ise işten çıkartılma işlemlerimi yapan İK yetkilisiydi! Bu yönetici hanımefendi aynı şekilde bana da önce istifa yolunu göstermiş, ben dişli çıkınca iş akdimi kendim fesh edebileceğim şekilde düzenleme yapılmıştı. Hala sinirli sinirli “Amacın ne senin? Bize oyun oynadın, blöf yaptın!” diye beni suçlayıp germesini hatırlıyorum. Ama işin kötü yanı onunla karşılaşmam değildi. İşin en kötü yanı, beni, Fatoş Hanım’ı ve diğer tanık arkadaşımı en fazla şaşırtan yanı, bu üst düzey yöneticilik yapan ve altında onlarca kişi çalışan kadının gözümüzün içine baka baka yalan söylemesiydi. 13 sene yan yana çalıştığı, yöneticiliğini yaptığı, birlikte yiyip içtiği, gülüp eğlendiği kişi hakkında yalan söyleyebilmesiydi bizi şaşırtan. Hiç olmamış bir şeyi varmış gibi söylemesiydi. Bu, o kişinin gözümdeki saygınlığını, karizmasını sıfırlayan ve şüpheci kişiliğimin haklılığını ortaya çıkartan bir durumdu.

Ancak adaletin gözünü seveyim! Çömez avukatın ağzının yüzünün oynamasına, söylenen yalanlara pabuç bırakmadı hukuk. Fatoş Hanım davasında haklı bulundu, dava kazanıldı.

Şimdi… Davalar kazanılabilir, kaybedilebilir. Lehimize ya da aleyhimize gelişebilir her şey. Önemli olan duruşumuz ve kişiliğimizdir. Önemli olan her zaman hakka hukuka uygun yaşayabilmektir. Asıl erdem, kaybedeceğini bile bile doğruyu söylemekten kaçınmamaktır. İşimizi, paramızı, kariyerimizi kaybedebiliriz. 13 senede inşa ettiğimiz kariyerimiz bir günde yok olabilir. Senelerce biriktirdiğimiz parayı kaybedebiliriz. Öğrendiğimiz çok önemli şeyleri unutabiliriz veya yeniden öğrenmek zorunda kalabiliriz. Ama yalan söyleyerek yitirdiğimiz değerleri geri kazanmak mümkün değildir. İş bulunur, para kazanılır ama itibar dediğimiz şey çalıştığımız iş ya da kazandığımız parayla çok da ilintili olmayan bir kavramdır, kazanılması zordur.

Düşünüyorum da, bu yönetici hanım da bir gün aynı durumla karşılaşabilir, olamaz mı? Neden olmasın? Özel sektörde her an her şey olabilir. Her zaman birilerinin yerine geçebilecek daha iyi ve daha uygun insanlar vardır. Bir gün aynı durum onun da başına gelirse, bugün yalan söyleyerek “koltuğunu” ve işverenini koruyan bu hanım için de aynı kişiler yalan söylemekten imtina edecekler midir dersiniz? Ben hiç sanmıyorum. Biri gider, biri gelir…

Eşimin yorumu şöyle oldu: “İşini kaybetme korkusundan tanık olmayı kabul etmiştir, yalan da söylemiştir.” O zaman güzel ahlak nerede kaldı? O zaman hepimiz kendi kıçımızı kurtarmak için birbirimizi satalım, baltalar arkamızda gezelim. Ben buna katılmıyorum. Bu insanın, hareketleri ve çalışma şekliyle örnek olduğu çalışanları olduğunu düşündükçe daha da kötü hissediyorum. Yalan söylemeyi basit algılayamıyorum, büyütüyorum bunu…

Aslında şaşkınlığım iki yönlü. Öncelikle sanırım adalete bu kadar da güvenmiyormuşum, öncelikle buna şaşırdım. Kişinin haklarının hızlıca ve şüpheye mahal vermeden teslim edilmesine hayran kaldım. Sonra da uzun zamandır düşünmediğim, unutmak üzere olduğum bir çocukluk kuralını hatırladım:

İYİ OLAN HER ZAMAN KAZANIR!

Not: Fatoş Hanım’ın avukatı bir süper kadın kahraman gibiydi! Hukukla ilgili önyargılarımın neredeyse tamamını birkaç saatlik beraberliğimiz süresince kırıp yerle bir etmeyi başaran bu süper kahramana teşekkür etmeliyim. Sevgili Av. Erem İrem Gökçe, seninle tanıştığım için çok memnunum ve başarılarının devamını dilerim, sevgiler!

Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Güvenlik Bakanlığı emeklilerinin Ankara’da kurduğu Ernes Danışmanlık’ın da katkısını es geçmemek lazım. Duyarlılıkları ve doğru zamanda, doğru insanın yanında oldukları için onlara da teşekkürler 🙂

Reklamlar
Genel kategorisinde yayınlandı. 6 Comments »

6 Yanıt to “İyi Olan Her Zaman Kazanır”

  1. CokBilmis Says:

    Bir hukukçu olarak, hukuk sistemimiz hakkında o kadar çok şikayet duyuyorum ki, bu okuduklarım beni çok memnun etti. Aslında kötü örnekler hep televizyona, gazeteye çıkıyor ama asıl olan iyi örnekleri ancak başımıza gelince görebiliyoruz. Yalan ifade veren şahidin yalan söylediğini ben dosya üzerinden bile anlayabliyorum. Derler ki “Bir tek akıla nazar değmezmiş, çünkü herkes kendisininmn aklını beğenirmiş 🙂 Yalan ifade verenler de öyle sanıyorlar herhalde, herkes aptal bir tek kendileri akıllı! Oysa dediğin gibi, yalan söylemek zordur, ikinci cümlende kendini ele vermeye başlarsın. Ayrıca işini kaybetme tehlikesi de gerçekçi değil, zira tanıklık yapmaya zorlanmamış anlaşıldığı kadarıyle kendisi gelmiş ifade vermeye. Kimse ona yalan tanıklık yap, yoksa seni ovarız dememiş. Ki deseler bile işte dava açaar kazanır. Yalancılığın, hainliğin, dürüts olmamanın hiçbir izahı olamaz…

  2. Sezen Says:

    İnsan hayatının en verimli döneminin 13 yılını tüm özverinle vereceksin ve birgün tamam bu kadarmış diyip kapının yolunu göstereceksin.. Değer ve kıymet gösterilmesi lazım.. Ülkemizin en büyük çöküşü de neyazıkki doğruyu söyleyenin işini en iyi şekilde yapanın dokuz köyden kovulmasıdır.. Söylediğinin ve yaptığının arkasında dimdik dikelmelisidir..Evet bu ülkede adelet varmış herkese bir gün lazım olacağını unutmamak gerekir..

  3. Janis Says:

    Bende malesef aynı bankadan, aynı bölümden, Fatoş gibi istifaya zorlanmış biriyim. Hiç beklemediğim bir anda hiç beklmediğim bir sebeple müdürüm istifa etmemi yoksa kendisinin beni işten atacağını, istifa etmemin benim kariyerim için daha iyi olacağını söylemişti. Hayatımın şokunu yaşadım. Önce şaka sandım, çünkü bunun için bir neden göremiyordum, işinde titiz ve performansı notu her zaman tam not alan biriydim. Ben Fatoş kadar çabuk bu şoku üzerimden atamadım. Ama arkadaşımın çabucak karar verip doğru olanı yapmasından dolayı onu tekrar tebrik ediyorum. Bu davayı kendim kazanmış kadar çok sevindim.
    Kötü olan, insanları istifaya zorlayan bu kötü huylu kişiler hala bankada çalışıyor. Bence adalet bankanın kendi adına bu korkunç kararları alan kişilere gereken dersi verdiğinde yerine geleceğine inanıyorum.
    Ben bu bankanın önünden geçerken bile içim sızlıyor hala…İyi olanlar kazansın…Fatoş’cum tekrar tebrikler.

    • no:27 Says:

      Ben oradan gönül rahatlığyla, daha iyi bir kariyer için ayrılan tanımıyorum zaten. Keşke siz de hakkınızı arasanız-arasaydınız…

      • Janis Says:

        İstifadan sonraki 1 ay içerisinde yapmam gerekiyordu. Aslında iyi bir iş teklifi almıştım ama ben boyle bir sey beklemediğim icin geri çevirmiştim.

  4. emrelerinmaceralari Says:

    Offf darısı benim başıma.Benimde işe aldığım yetiştirdiğim arkadaş gözümün içine baka baaka yalancı şahitlik yaptı.Ama ne yalanlar.Bende inanıyorum adalet yerini bulacak ve işe iade davası kazanacığım


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: