Soğuk Bir rüzgar

Seni yazmamak olmazdı küçük sevgilim…

Nereden başlasam, bilemiyorum. Defne’ye olan sevgimi tarif etmek çok kolay ama senin sevgini anlatmak zor. Kelimeleri daha özenli seçmeliyim sanki, daha özenmeliyim…

Adını Kuzey koymaya karar verdiğimizde tek düşündüğüm ismin gibi soğuk, karizmatik bir adam olacağındı. Kuzey rüzgarının soğuk olduğu kadar sert de olduğunu unutmuşum.

Sen, müthiş zeki bir çocuksun. Seninle her zaman gurur duyuyorum. Yaptıklarınla, başarabildiklerinle her zaman onore oluyorum.

Daha doğar doğmaz başını dik tutabilmen, 4 aylık minicik bir bebekken oturabiliyor olman, 7 aylıkken ayağa kalkabilmen senin nasıl güçlü ve sağlam bir insan olduğunu işaret ediyordu bence.

Sen beni hiç ama hiç yormadın. Küçücük olmana rağmen hep güzel uyuyan bir bebek ve çocuk oldun, ben seni büyütürken hiç uykusuz kalmadım küçük sevgilim.

Kavga etsek ve birbirimize deli manyaklar gibi bağırsak da sık sık, ben en çok ama en çok beni sevdiğini, en çok bana bağlı olduğunu hep biliyordum. Aslında pek belli etmesem de sana çok güveniyorum, biliyor musun? Mesela bu evde Defne ile yalnız kalsam altıma ederdim korkudan ama sen yanımdayken asla ve asla hiçbir şeyden korkmuyorum. Bacak kadar boyunla beni her kötülükten koruyabileceğine inanıyorum.

Sorduğun tuhaf sorulara ve sorduklarıma verdiğin tuhaf cevaplarına bayılıyorum. Seninle sohbet etmeyi, beni esprilerinle, kelime oyunlarınla güldürmeni (ama gerçekten güldürmeni!) çok seviyorum.

Defne üzüntülü anlarımızı anlayabiliyor fakat sen o kadar hassas bir çocuksun ki, o ince düşüncelerinle kimin neye üzüldüğünü de her zaman biliyor ve ilaç oluyorsun bize.

Çok ama çok gururlusun. Korkularını söylemiyorsun, çok nadir yardım istiyorsun, bir işi başarana dek odaklanabiliyorsun. Bu bazen sana zarar veriyor ama aksini dilemek içimden gelmiyor çünkü seni değiştirmek istemiyorum. Sırık halinle o gücün üstünden taşmasını seviyorum belki de.

Dinozorları, robotları ve iş makinelerini seven bir çocuk, sadece küçük bir çocuk olmana rağmen büyüklerin dünyasını da detaylarıyla tanıyorsun. Yaşadığın her dakikadan bir şey öğreniyor ve bunu belleğine kazıyorsun. 4 yaşındasın sadece ama bebeklerin nereden geldiğini, muhasebeciliğin, arabuluculuğun ne olduğunu, etobur ve otobur dinozorların arasındaki her türlü farkı biliyorsun.

Seni Defne’den daha fazla kollamalıyım çünkü sen yardım istemeyi sevmiyorsun. Kendi başına halletmeye pek meraklısın. Bu yüzden insanlar sana sert davrandığında pek fazla şans vermiyorsun bana. Ama buna asla izin vermeyeceğimi bilmelisin oğlum. Sana hiçbir güç zarar veremez, bana güven. Seni, senden bile korumaya hazırım, geleceğe de böyle hazırlanıyorum.

Sen benim sarı saçlı yakışıklım, küçük adamım, olgun erkeğimsin. Sen, gözüm kapalı sırtımı dayayabileceğim kadar güven verici oğlumsun. Kendimi ve kardeşini sana gönül rahatlığıyla emanet edebilirim, o kadar güveniyorum sana.

Hayatın boyunca her zaman arkanda, yanında olacağım. Beni biraz, çok azıcık üzebileceğinden şüphe etsem de, içimde bir yerlerde beni her zaman el üstünde tutacağını da biliyorum aslında.

Evet, çok bağırıyorum sana ama sen biliyorsun seni başka, bambaşka sevdiğimi. Bundan değil mi hep, anneannende kaldığın günlerde “evime gitmek istiyorum” demek yerine “anneme gitmek istiyorum” deyişin…

Sen ve kardeşin için sağlık, mutluluk, bereket ve hayırlarla dolu bir ömür istiyorum.

Seni seviyorum oğlum, ilk göz ağrım…

Reklamlar
Kuzey'den kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: