Hamam Hatırası

Geçenlerde Blogcu Anne amcasının oğlunu evlendirdi. Gelin kızın kınasını hamamda yakmışlar. Davetkar fotoğraflarla beni benden aldı kendisi. Hamam hasretimi depreştirdi resmen. Hamam kültürüyle ne kadar iç içe büyüdüğümü ve hayatımda ne kadar yer kapladığını fark ettim ben de. (Yazıya link ekleyemiyorum, sanırım bir sorun var. Blogcu Anne’nin yazısını http://www.blogcuanne.com’dan okuyabilirsiniz.)

Şimdilerde ne yazık ki hamama çok nadiren gidiyorum. Oysa eskiden böyle değildi. Annem, evde, küvette, banyoda yıkanmanın zevksiz ve sıkıcı olduğunu düşünür hala. Aslında haksız da sayılmaz. Gerçi senelerdir önceleri her Pazar, son zamanlarda ise her 15 günde bir hamama giden birisi için banyoda yıkanmak tabii ki zevksiz olur.

14 yaşıma gelene dek, her Allah’ın Pazar günü Kartal’daki belediyenin hamamına giderdik annemle. Tamamen kapalı olmayan camekanlı küçük soyunma odalarına açılan bir girişi vardı hamamın. Bizimki sağdan ikinciydi, her daim. Malzemelerin konduğu odanın yanında, hamamcı kadınların oturup dedikodu yaptığı kırmızı suni deri kaplı büyük sedirin arkasındaki oda.

Maşrapamız, hamam tasımız ve tabii takunyalarımız hep bize özeldi. O kadar iyi müşterisiydik ki, bizi hep el üstünde tutarlar, geleceğimiz gün hamam ne kadar dolarsa dolsun odamızı ve eşyalarımızı kimselere vermezlerdi.

Büyük boy aynasının önünde duran piknik tüpün üzerindeki alüminyum tencerede her daim ağda kaynatırlardı. Ağdanın şeker ve limonla yapıldığını ve hatta bazı küçük kızların bu ağda denen karamelize şeyi yemeye bayıldıklarını ilk kez hamamda görmüştüm  Eh tabii, ilk ağdamı da hamamda yaptırdım. O zamanlar sir ağda falan yoktu ve bir genç kızın ilk ağdası olay bir şeydi. Müthiş korkardım, müthiş! Sanırım hamamın en korkunç yeriydi ağda odası. Kadınlar içeri girer ve çıkarlardı, hiç acı çekmemişler gibi. Ben bağırıp çağırdığımda da “Aaa iki gün sonra evleneceksin, bebelerin olacak, o zaman nasıl doğuracaksın?!” diye (güya) korkumu azaltmaya çalışırlardı. Sonuç olarak ilk ve son kez hamamda yaptırdım ağdamı. O işkence odasına girmeyi bir daha gözüm yemedi açıkçası…

Hamama girilir girilmez soyunulup yıkanılmazdı, bir çeşit yazılı olmayan kural gibiydi bu. Önce çaylar söylenir, çay içilirdi. Biraz sohbet edilirdi işte, oradan buradan. Ağdası olanın ağdası yapılırdı, o sırada çıkanlar, girenler olurdu. Bitişikteki erkek hamamının tellağı gazoz isterdi bağıra çağıra mesela. Ne zaman ki hamam biraz sakinleşirdi, o zaman girer odana soyunurdun işte. Şimdiki sosyete hamamlarındaki gibi peştemallar falan yoktu o zaman, varsa kendin getirirdin. Yoksa donla girerdin işte, “sende olan bende de var” mantığıyla kimse birbirine alenen bakmazdı 

Ve havlunu, tasını, sabununu, şampuanını alırdın bir poşetin içinde. Ben hep bebeklerimi de götürür, düzenli olarak paklardım zavallıcıkları  Önce metal bir kapıdan giriyorduk, hemen ardından 2. Bir kapıyı da açardık ve yoğun bir buhar yüzümüze çarpardı. Alışkın olmayanlar için hamam öldürücü bir yer olabilir. Tansiyon problemi olan teyzeleri hamamcılar bilir ve her daim kendilerince gözetim altında tutarlardı. Kendini fazla kaptıran olursa “Hadi teyze, çık azcık soluklanıver!” diye yollarlardı dışarıya.

Her zaman yıkandığımız kurnanın başına geçer ve kurnayı sıcak suyla doldururduk. Ne kadar bunalırsan bunal hep sıcak su dökünmeli ve kese olana dek asla sabunlanmamalısın. Yoksa kese olduğunda kirlerin çıkmaz. Ben hem su dökünür hem de oynardım ve bir yandan da kadınları seyrederdim. Ne müthiş olaydı! Yaşlı teyzeler, orta yaşlı kadınlar, bazen genç kızlar… Teyzelerin bazıları çırılçıplak olmasına rağmen asla bir yerleri görünmezdi, o derece şişman ve sarkık olurlardı çünkü. Bazı utangaçlar da mayo veya bikiniyle gelirlerdi ve en çok alay edilen, dışlanan tipler bunlardı. Havuz muydu orası yahu?

Ben sıcağa pek dayanıklı olmadığım için göbek taşının tam göbeğine, yani en sıcak yerine hiçbir zaman yatamadım. Ama annem liflerden kendine yastık yapar ve uzun uzun dinlenirdi göbek taşında. Her yerden fışkıran buharlardan dolayı tavan su damlacıklarıyla kaplı olurdu her zaman ve annem de bir süre sonra minik su damlacıklarıyla kaplanırdı…

İşte o zaman anlardım kese zamanının geldiğini. Bu, biraz sevdiğim, biraz da sevmediğim bir olaydı aslında. Hamamcı kadın biraz haşince keselerdi çünkü, canım yanardı. Bazen göğsüm, boynum tahriş olurdu, çıkınca bepanthen sürerdi annem. Ama kirlerden arınma kısmı zevkliydi. Kese bittiğinde kaynar suları dökerlerdi vücuduma ve hamamın en güzel zamanları başlardı!

Kadınların çoğu hamamda kendileri liflenir-sabunlanırlardı çünkü kadının sizi sabunlamasını da istiyorsanız ayrıca para vermeniz gerekirdi. Fakat her ne hikmetse her kese sonrası sorgusuz sualsiz sabunlardı beni şişko hamamcı teyzeler. Çünkü annem düzenli müşterileriydi, mutlaka pahalı olan masajdan yaptırırdı, eski kıyafetlerimi teyzelerin çocuklarına ayırırdı ve çoğu zaman öğlen yemeklerini annem ısmarlardı. Dolayısıyla teyzeler beni foşur foşur yıkarlardı, bedavadan.

Önce hamam tasına sıcak su konur, sonra o sudan azar azar alarak lif sabunlanırdı. Göbek taşına yatardım ve sabunlanırdım. Sonrası suyun özgürlüğüydü! Sıcak sudan kurtulduğuma sevinir, soğuk soğuk sularla durulanırdım kendi başıma. Üstüne soğuk su sıçrayan teyzeler vızırdardı, aldırmaz, buz gibi yıkanırdım… sonra nedense bir tahammülsüzlük başlar ve annemi beklemeden çıkardım.

İçeri girdiğimiz kapıdan serin havaya çıkmak nasıl da hoş bir duyguydu! Tenim bembeyaz, gıcır gıcır ve tabii pırıl pırıl olurdu. Hemen bir Çamlıca gazozu açtırır ve odadaki divana havlumu sererek uzanıverirdim. Bazen uyurdum, bazen de kitap okurdum annemi beklerken…

Hamamdan çıkarken utanırdım nedense. İnsanların hamama gittiğimizi anlamasından çekinirdim nedense. Ne salakça!

Sonraları, büyüyüp genç kız olduktan sonra annemle hamama gitmemeye başladım, bu da çok salakçaydı. Hamama gitmeyi avam buluyordum, bizden başka hamama giden yoktu. Oysa şimdi anlıyorum ki, yıkanmak dediğin tam manasıyla hamamda olurmuş. Asla ve asla evde böyle yıkanamazsın.

Bu düzenli banyolar sayesinde ve biraz da genetiğin etkisiyle hep lekesiz, pırıl pırıl parlayan bir cilde sahip oldum ben. Hiçbir zaman güneş lekem falan olmadı çünkü her tatil öncesi hamam giderdik. Tertemiz cildin üstüne bronzlaşırdık, kremsiz, korumasız üstelik, hiç kızarmazdım ve soyulmazdım eskiden.

Evlendikten bir süre sonra sürekli gittiğimiz hamam yıkıldı. İstanbul’da çok hamam var fakat bizim gittiğimiz sadece kadınların girdiği bir yerdi ve temizliğine çok güvenirdik. Ancak birçok hamam, günün belli bir saati kadınlara, kalan saatlerde de erkeklere hizmet eden karma hamamlar. Bu tarz hamamlara gitmek iştemiyoruz. Son olarak Bostancı’da bir tanesine gitmeyi denedik ama çok fazla travesti vardı, popomuza baka baka geri döndük oradan da. Çünkü eski hamamda insanları, işletmecileri tanıyorduk. Her Pazar gelen yaşlı teyzeleri tanıyorduk. Tertemiz bir hamamdı, ki mikropların üremesine çok müsait bir ortam olan hamam gibi sıcak ve rutubetli yerlerdeki en önemli kriter temizliktir öncelikle.

Velhasıl artık senede bir yılbaşlarında falan annemle kaçamak yaptığımız Yalova Termal Kaplıcaları’na gider olduk artık. Annem her 15 günde bir gitmeye devam ediyor. Ben de maddi yönden olanak buldukça, Defne’yi annem oyalarken giriyorum, fazla oyalanmadan, keyif meyif yapamadan kesemi, masajımı olup çıkıyorum. 4 aylık hamileyken bile gitmiştim hatta. Hamileyim diye masajımızı yapan kadın beni masaj odasında yıkamış, yakından ilgilenmişti. Tabii ki hamamcı teyzelerden çok daha profesyonel bir masaj yapıyorlar buradakiler. Fiyatlar çok uygun, Sultan Banyosu denilen yer sadece ve sadece kadınlara özel, bu anlamda içimiz çok rahat. Eskisi gibi sıcağa çok dayanamıyorum, kaplıca suyu çok daha sıcak oluyor, tansiyonum düştüğü için çok durmuyorum artık.

Özendim tabii kız kınasının güzel resimlerini görünce, anneme neden kınamı hamamda yapmak aklımıza gelmedi diye sordum. “Ne bileyim ben, aklımıza gelmedi işte, boşver, Defne’nin kınasını hamamda yaparız.” dedi. Ne hoş bir hayal, o günleri de görürüz inşallah!

Tam da bu yazının sonlarına yaklaşmışken annem arayıp “Ramazan öncesi Bir Termal yapıp gelelim mi seninle?” dedi. Hiç duraksamadan evet dedim tabii  Kuzey’i maalesef içeri almıyorlar çünkü yaşıtı olan küçük kız çocukları da geliyor. Bir de tüm ilgisi memelere ve popolara yöneldiği için biz de sokmak istemiyoruz. Ama bu kez Defne ile gireceğim, bakalım soğuk serin demeden yardımsız derin denizlere gözünü diken kızım, kaynar Termal sularına da aynı cesaretle atılabilecek mi??

Herkese tertemiz günler diliyorum!

Reklamlar
Genel kategorisinde yayınlandı. 11 Comments »

11 Yanıt to “Hamam Hatırası”

  1. Ruzgarli Gunler ve Geceler Says:

    Bir fantezidir hamam benim için. Ailemizde hamam kültürü yoktu, dolayısıyla böyle bir şeyin varlığından haberdar bile değildim. Sonraları öğrendim, o zaman da, senin de bir zamanlar yaptığın gibi burun kıvırdım, “avam” geldi bana. Yıllar geçip bazı geleneklerin, alışkanlıkların değerini kavramaya başladığımda çok merak ettim, gitmek istedim ama kendime arkadaş bulamadım. Antalya’da yaşarken tüm otellerin SPA’ları elimin altındaydı fakat benim istediğim değildi o. Ben gerçek olanını görmeliydim. Velhasıl, şu yaşıma geldim, hala bir hamam tecrübesi yaşamışlığım yok 😦 Yazıyı okurken kıskandım, ne yapıp-edip, şu işi bitirmeliyim artık 🙂

  2. no:27 Says:

    öyleyse otel spalarını falan boşver. kaplıcalardan başla 🙂 gerçekten ben hiç yıkanmamışım diyeceksin…

  3. ÇokBilmiş Says:

    Çok hoşuma gitti. Kuzey’i götürdüğünde “Hanım, Hanım; kocanı da getir bari!” de diyorlar mı acaba? 🙂 Benim kızı 17 aylıkken termale götürmüştük, iyi uyum sağlamıştı: http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2011/03/17-aylk-bebek-termal-havuza-girebilir.html
    Bakalım Defne Hanım’ın performansını görelim bir de 🙂

    • no:27 Says:

      Hahahahah 🙂 Kuzey 4,5 yaşında olmasına rağmen ilkokul çağında bir çocuk gibi gözüküyor. Yoksa 3 yaş sınırı var aslında, küçük gösterse sokabilirdik. Hamamcı kadınlar Kuzey’i görünce, “Yok yoooook! bu olmaz olmaz, götür bunu babasıyla girsin hamama sıpa!” dediler 🙂

  4. NzN Says:

    küçükken hamama gidermişiz biz de ama sizin gibi düzenli değil…
    hamamla ilgili de tek bir kare var kafamda. çıplak çıplak hamamda koştuğum bir kare ve tüm mahalle kadınları hamamda…
    onun dışında hamam tecrübem otel hamamından ibarettir kii o da toplasan 3 defa falan 🙂
    son zamanlarda çok duymaya başladım hamama gitmeye başlayanları ve Üsküdar Çinili Hamam’ı tavsiye edenler oldu. geçtiğimiz haftasonu gidecektim ama bir terslik oldu ve gidemedim. şimdi önümüzdeki hafta için ayarlamaya çalışıyorum. otel hamamıyle gerçek hamam farklı mıdır (sonuç olarak) bilemem ama otel hamamından bile çıkınca muhteşem hissediyorum kendimi :))

    • no:27 Says:

      bence otel ve normal hamam farklıdır. otel hamamları karışık bir kere ama mahalle hamamı kadın erkek farklıdır. bu bahsettiğiniz hamam sadece kadınlar için mi yoksa belli bir saat kadınlara belli saatlerde de erkeklere hizmet veren hamamlardan mı? gittikten sonra görüşlerinizi de yazarsanız çok memnun olurum. bu yakada hamam arayışım devam ediyor çünkü.

  5. NzN Says:

    çinili hamam’da kadın ve erkek bölümleri ayrıymış. çünkü aynı günün aynı saatlerinde hem kadınlar hem erkekler için var.
    linki burada:
    http://www.cinilihamam.com/default.asp?p=anasayfa

    tarihi ve bilinen bir yer oldugunu söylediler. ben de çok araştırdım ve ortak isim olarak burası çıktı ama henüz gitmek kısmet olamadı. geçtiğimiz hafta gidecektik program iptal oldu. en yakın zamanda deneyimlemek istiyorum zira yazın yanan ve ölen derileri atmak lazım :))

    • no:27 Says:

      kesinlikle deneyimlerini yazmanı bekliyorum 🙂 haftaya gitsem ne güzel olur! bu hafta diyete başlıyorum, 1 kiloyu da orada atar motive olurdum 🙂

  6. no:27 Says:

    kir atmak, buhar, kese derken 1 kiloya yakın gider bence. gitmese de çıkınca zayıflamış gibi hissediyor insan…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: