Şef Ceyda Baza ile Cook’lu Yemekler

Dün ilk defa bir blogger etkinliğine katıldım çooook eski bir arkadaşım sayesinde. EKS Mutfak Akademisi ‘nde gerçekleşen bu etkinlikte Cook ürünleriyle çok sağlıklı ve lezzetli yemekler yaptık. Mutfakta tüm malzemeleri elimin altındayken yemek yapmaktan ne kadar çok zevk aldığımı keşfettim aslında! Menümüz gayet güzeldi. Kağıtta Kabak, Yelpaze Patlıcan, Armutlu Milföylü Tatlı ve Poşette Somon yaptık.

Cook ürünleri arada sırada kullanıyordum ama açıkçası bu kadar pratik tariflerle hiç denememiştim. Bir kere tepsiye uygun hale getirmek için kesip biçmek (ve dolayısıyla ziyan etmek) zorunda kalmadığınız pişirme kağıtları varmış! Koyuyorsun tepsine ve cırt ucunu kesiyorsun tamam. Hem benim gibi bir avuç suyu 30 yerde kullanan biri için çok güzel bir özelliği daha vardı, o da pişirme kağıtlarının yıkanıp tekrar kullanılabilmesiydi.

Kağıtta Kabak hazırlama aşaması

Sonra poşette somon yaparken bir şey daha öğrendim ki, Cook’un buzdolabı poşetlerinde çoook sağlıklı buğulamalar yapmak mümkün. Malzemeleri poşete koyup kaynar suya attık. İlk başta poşet erir diye endişe ettim ancak erimediği gibi, sağlığa zararlı olmadığının da kanıtlandığını öğrendik şefimizden. Kokusuz bulaşıksız balık pişirme fikri çok hoşuma gitti açıkçası…

Poşette Somon ve Sebzeler ile üstünde şahane safranlı ve trüf yağlı sos.

Ayrıca streç filmlerin besinlere temas edebilen ve sadece kaplara temas eden 2 çeşidinin olduğunu öğrendim. Besinleri güvenle sarıp sarmalayabilirsiniz ve o film kaplara yapışmıyor. Ama diğer tip de kaplara yapışarak kokusu dağılmadan yiyecekleri saklayabilme imkanı sağlıyor. Ayrıca burada görüleceği üzere çocuklar için sevimli desenleri olan filmler de mevcut…

Tabii yemekler ve en son yaptığımız reyhan şerbeti şahaneydi. Şu an da benim şerbetim dolabımda soğumakta ve bu tarif için özellikle minnettarım Şef Ceyda’ya. Yemek yapmaktan müthiş zevk alan bir insan olmasına rağmen incecik, bakımlı, sebzelerle teması seven, eldivenin yapaylığını reddeden şahane bir şefti. Çok acele yemek yaptığımı farketmemi sağladı aslında. Evde çocukların gazabına uğramayayım diye her şeyi hızlı yapmaya alışmışım sanırım. Kesilmemesi gereken patlıcan sapını kestim ve hiç yapmadığım bir şey yaparak tereyağ erimeden unu koyuverdim! Sonra bir sakinledim tabii, dinledim, o yelpaze patlıcanı yaparken mesela çok keyif aldım.

Patlıcanı soslarken...

Evet… Gelelim yeni tanışmalara, eski dostun keyifli gülümseyişine… Tabii benden başka birçok blogger vardı. Kalemi güçlü arkadaşlar edinmek hoş. Ama tabii Leyla bir başka güzel rastlantıydı benim için, günün bonusuydu. Çok neşeli, sıcakkanlı, benim gibi çok okuyan, benimle hemen hemen aynı şeyleri okuyan, çok gezen, gezdiklerini anlatan bir aslan yükselenli aslan. Ayrıca 12 sene sonra tekrar iletişim kurabildiğim ve tazelediğim taptaze dostum Riella’yı da görmek, onun o sımsıcak güneşli tebessümünü tekrar görebilmek, düşünülmek, hatırlanmak çok ama çok güzeldi.

Kısacası çok eğlendim, çok keyif aldım, şahane bir gün geçirdim. Leyla ile pazartesi Kıbın yapmayı düşünüyoruz, onu da paylaşmaya çalışacağım. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler!

Yelpaze Patlıcanın son hali

enfessss milföylü armutlu dehşet tatlımız

Leyla ve Ben</a

Reklamlar
Genel kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »
%d blogcu bunu beğendi: