Geçsin Gitsin!

Nasıl da yorgunum, nasıl üzgünüm… Bitik hissediyorum.
Bir adım daha atsam ayağımın altı uçurum gibi. Derin bir nefes alsam kalbim patlayacak gibi.
Ağladığımda gözyaşlarım 50 derece gibi, akarken değdiği yeri asit gibi yakıyor. İçimde hala deli saçması korkular, şüpheler, güvensizlikler, tuhaf iç sesler, melekler, şeytanlar…

Bilmeyenler için;  Kuzey arife günü baygınlığa hem benzeyen hem de benzemeyen bir şey geçirdi. Akabinde gittiğimiz nöbetçi çocuk doktoru “Bir ihtimal epilepsi nöbeti olabilir, bir daha tekrarlarsa nöroloji  görsün” dedi. 9 günlük bayram tatili (bizim için işkence) başladı.

Beni  tahmin edersiniz belki… Tabii ki internetten baktım, Kuzey’i gözlemledim, ağladım, panikledim, köşeye sıkıştım ve hala sıkıştığım yerden çıkamadım.

Bayram sonrası, pazartesi günü çarşamba gününe randevu alındı. Aynı gün doktor muayenesi ve gece EEG oldu. Doktor ve EEG teknisyeninden ve kan tahlilinden güzel sonuçlar çıktı. Yani Kuzey epilepsi değil ki bu şahane bir haber…

Ama bana ne oldu? Ne oldu bana da ben hala sevinçten havalara uçmadım, deliye dönmedim, mutluluktan ölmedim? Ayarlarım bozuldu, bağlantım kesildi. Günlerce korkuma çare bulamadım ya, ondan böyle oldu…

(Yazıya 3 gün önce başlamıştım, bugün ise 27 Ekim)

Bugün daha mı iyiyim? Bilmiyorum ki. İki ölüm, bir doğum bir de hastalık haberi okudum. Hiç tanımadığım bir bebeğin öldüğünü öğrendim mesela. Hiç tanımadığım bir dedenin öldüğünü. Hiç tanımadığım o dedenin bir torunu daha olduğunu, bana  ”Kuzey’in bir şeyi yoktur merak etme” diyen kadının küçücük kızına epilepsi teşhisi konduğunu…

Benim oturup korkumun beni eline geçirmesine izin vermem doğru olmaz değil mi? İnsanlar 2 günlük bebeklerini daha bugün gömmüşken, babalarını dedelerini gömmüşken hakkım var mı? Var aslında ama toparlanmam gerek. Kendimi bırakırsam 4 kişilik küçük ordumuz domino taşları gibi dağılıveriyorlar. Hem böyle etrafında dönülen bir anne olmak güzel, hem de çok kötü. Benim gibi her duygusunu haldır haldır, cayır cayır ve yana yakıla yaşayan bir insan için çok zor. Geçiyor yazdıkça. Daha da geçiyor.

Geçti bitti, geçti bitti ve geçti, bitti. Bir daha ne olur gelme bize tamam mı?

 

Reklamlar
Genel kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »
%d blogcu bunu beğendi: